BURASI TÜRKİYE Mİ?

Kuşadası'ndaki yönder (rehber)  arkadaşım, limandan karaya çıkan turistlerin; ”Burası Türkiye mi? “ diye sorduklarını söyledi. “ Her yer İngilizce, Almanca, Fransızca yazılarla dolu olan bu yerin Türkiye'nin bir ilçesi olduğunu anlatmakta zorlanıyorum. Limanın karşısındaki Atatürk'ün anıtı ve Türk bayrağı olmasa turistlere inandıramayacağım,” diyordu.          

            Gerçekten burası Türkiye mi? İşyeri adlarını, yiyecek içecek adlarını, giyecek adlarını bakıyorum da tümü yabancı sözcüklerle yazılmış. Giysilerin önünde arkasında ne anlama geldiğini bilmediğimiz yazılar var. Şirince Köyüne gelen turistler, gözleme yapan güzel kızın üzerindeki gömlekte İngilizce olarak;” Beni öper misin?” yazısını görünce erkek turistler kızı bir güzel öperler. Güzel kız ve çevresindekiler tepki gösterince de şaşırırlar. Yönder durumu açıklayınca acılı bir gülmeceye dönüşür her şey.

            Osmanlı Devleti zamanında Arapça'nın, Farsça'nın tutsağı olan Türkçe'miz şimdi de İngilizce'nin, Almanca'nın  tutsağı mı oluyor? Küreselleşmeyi önderlik eden ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeler, ulusunun dili dışında dilin kullanılmasını istemiyorlar. Sözde küreselleşmeyi savunan bu uluslar, ulusal değerlerini dört elle sarılıyorlar. Bizler ne yapıyoruz? ”Saldım çayıra tanrım kayıra”,diye her şeyimizi egemen güçlerin ellerine bırakıvermişiz. Didim belediye başkanımız da İngilizlere iyilik olsun diye elektrik ve su faturalarını İngilizce düzenliyor. İnsaf artık! Bu kadar yardakçılığa ne denebilir ki… Almanya'da üç milyona yakın Türk var ama Almanların Türkçe fatura düzenlediklerini hiç gördünüz mü? Kişiliksiz ve ilkesiz hiçbir ulus gelişip uygar uluslar arasında yerini alamaz.               

            Anadolu'nun Türkleşmesinde en çok katkıda bulunan kişiler, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre gibi Anadolu erenlerinin Türkçeyi her yere egemen kılarak,  Tüm duygu ve düşüncelerini Türkçe sözcüklerle anlatmasında yatmaktadır. Bir ulusun dili, kimliğidir. Kendi diliyle sanat yapıtları üretmeyen, ulusal dilini ülkesinde egemen kılmayan ulusların, uluslararasında da değeri olmuyor. Sömürgeci güçler, Küreselleşme düşüncesi altında, direnme gücü olmayan ulusları eriterek, yok etmek istiyorlar. Sömürücü ulusların, zavallı ulusları eritme yöntemleri şöyle sıralanıyor.1-Ulus devleti ortadan kaldırmak için ulusal değerlerini yok ederek yurtseverlerin kafalarını karıştırmak. 2- O ülkenin dilini kirletip, yozlaştırıp kendi dillerini egemen kılarak,  kendi kültüründen koparmak. 3-Uluslararası sermayeyi bu ülkelerde umut gibi göstermek.4-Umutsuz bireyler yaratarak istedikleri gibi yönlendirmek. Yöntemlerini öğrenimce tüylerim diken diken oldu. Ereklerine ne kadar da çok yaklaşmışlar…                                                                     

            Türkçemiz kan kaybediyor. Sömürge ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de yaygınlaşan yabancı dillerle eğitim öğretim, ilköğretimin birinci aşamasına kadar yaygınlaştı. Çocuklarımız Türkçe konuşamıyor. Anne, baba adlarını İngilizce söylüyor. Bay baylar, cetleşmeler yaygınlaştı. Kimliğinden koparılmış, özentili bir toplum yaratıldı. Dünyada en yaygın konuşulan, en gelişmiş beş dilin içinde yer alan Türkçe'mizi yüce Atatürk'ümüzün dediği gibi :”Bağımsızlığını kurtarmasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”Türkçemizi korumak zamanının çoktan gelip geçtiğini düşünüyorum. Dilimizi korumanın en sağlıklı yolu, Türk dili sevgisini yaygınlaştırmaktır. ”Türk dili dillerin en varsıllarından biridir. Yeter ki bu dil, bilinçle işlensin .”diyen Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün yönderliğinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir iş yoktur.                             

           Tüm Atatürkçü yurtsever insanları, valileri, kaymakamları, belediye başkanlarını, öğretmenleri, öğrencileri, Türklüğüyle gurur duyanları, doktorları, avukatları, yara sarıcılarını ,çağdaş toplum örgütlerini, yetkilileri, anaları , bacıları , ülkemizin geleceği sevgili çocukları Çok geç kalmadan göreve çağırıyorum.  Güzel dilimizi sahip çıkalım. Karaman Oğlu Mehmet Beyin dediği gibi: ”Bundan sonra hiçbir yerde Türkçe dışında dil kullanmayalım.” Türk demek, ana dili Türkçe olan ulus demektir. 

           Türk Dil Kurumu önceki saygın durumuna tekrar kavuşturulsun. Yazarlar, dillerini kullanırken seçici davransınlar. Belediye başkanları adı Türkçe olmayan iş yeri adlarının Türkçeleşmesini sağlasınlar. Türkçe olmayanları uyarsınlar. Sevgili gençlerimiz, üzerinde yabancı dille yazılar yazılı olan giysileri almasınlar.

           Umudunu AB'ye bağlayanlar. Oralara gidip gelenlere hiç sorunuz mu?  O ülkelerde yaşayanlar kendi dillerini konuşuyorlar. Kendi mallarını kullanıyorlar. O ülkelerde bile, eriyip yok olmamak için, ulusalcı düşünceler yaygınlaşıyor. Dilini, ulusal değerlerini sahip çıkmamız AB'ye girmemize engel değildir. Hıristiyanlar birliğine bizi hiçbir zaman almayacaklar. Ama kapıyı yarı açık tutarak Türkiye üzerinde oynadıkları oyunları gerçekleştirmeye çalışacaklar.                            

           Yüce Türk Ulusu, dilini, ulusal değerlerini, bağımsızlığını sahip çık.Bunlar senin  var oluşunun temel taşıdır. Seni bu kutsal değerlerinden yoksun kılmaya çalışanlarla bilinçle savaş. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda ilk kurşunun atıldığı yer İzmir, ikinci kurşunun atıldığı yer de Aydın'dır. Aydın ve İzmir'in yeni Türkiye Cumhuriyetinin temelinin atılmasında, yapılanmasında çok büyük önemi vardır. Dilde de bağımsızlık savaşının burada başlaması çok anlamlıdır. Yüce Önderimiz Mustafa Kemal'in, ana soyu Karamanlı,  baba soyu Aydınlıdır. .Atatürk'ümüzün temel düşüncelerinden aldığımız  güçle  üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey yoktur.Anadolu ereni Hacı Bektaş Veli'nin dediği gibi: “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” Birlik ve beraberlik içinde tüm işleri başarırız. Yeter ki bilinçle üstüne gidelim. Atatürk'ümüzün aydınlık yolu,  kurtuluşumuzun güneşi olacaktır. Gerektiğinde ölümü göze alamayan ulusların ve bireylerin bağımsız ulus olarak yaşamaları olanaksızdır. Kendi ulusunu ve ulusal değerlerini koruyamayan birey ve ulusların, uluslararasında da değeri yoktur. Sözlerimi Ziya Gökalp'in bir dizesiyle sonlandırmak istiyorum. “Hiçbir sese benzemez annenin sesi, her sözün ararsan vardır Türkçesi.”

Yazar: Etem ORUÇ
http://www.nazillitv.com/ sitesinden 25.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.