Nazilli'de ne zaman kim ne etkinlik yapmak istese yapılan yanlışlıklar,eksiklikler organize bozuklukları nedeniyle 'cuk kadak' Türkiye'nin gündemine olumsuz yönleriyle oturmasını bilir. Bu bir milli konu da olsa farketmez.Geçen haftaki yaşadığımız miting de bir kez daha Nazilli olarak sınıfta kaldık. Bildiğiniz gibi geçen hafta, belediye önünde P.K.K terörü ve İsrail'i protesto mitingi yapıldı. Bu mitingin başından sonuna kadar yapılan yanlışlar ve öne çıkma duyguları yüzünden neredeyse belediye meydanı kan gölüne dönecekti. Bu mitingde yaptıklarımızla ve yaşadıklarımızla sadece Türkiyede değil,Dünya basınında da yer almayı başardık.
Ülkemizin hiçbir köşesinde bu protesto mitinglerinde toplananlar ikilem yaşamamış farklı bir atmosfer yaşamamış, kavga etmemiştir. Nazillide biz değil, ben öne çıkmalıyım, duyguları ve anlayışında görev yapanlar, bir kez daha olumsuz bir şekilde ortaya çıkıp, ortalığı karıştırdılar. Hele hele bu mitingle ilgili değerlendirmeler gerçeklerin dışında ibret değil, dehşet verici boyutlara ulaşmıştır. Mitinge katılanlar yaşanılan o sahneleri herhalde bir kez daha yaşamak istemez. Tek yürek Tek ses olunması icap eden o günde, bunu başaradığımız gibi, çok sesli koro olmasını ve kavga yapmasını maalesef çok iyi başardık. 2 gün önce Söke'de yapılan protesto mitingindeki organizasyona bir bakın... Ben önde olmalıyım anlayışından uzak bir ekip çalışması ile, 23 siyasi parti ve sivil toplum örgütü toplanıp okunacak bildiriyi hazırlayıp, imza altına almışlardır. Biz Nazilli olarak bunu bile başaramadık. Aciz duruma düştük,birbirimize girdik. Bu durum bizleri düşündürmeli ve üzmelidir.
Özellikle miting günü o gergin dakikalarda yumrukların savrulmaya başladığı anda, kürsüde M.H.P. ilçe başkanı sayın Rafet Şentürk konuşuyordu.Gazeteci olmam nedeniyle müdahale yapamazdım.Ancak ortalık çok gerilmişti. Konuşması biten Sayın Rafet Şentürk'ten mikrofonun alınması hemen duanın başlaması gerekiyordu o an karar verdim, kürsüde konuşmakta olan MHP Nazilli İlçe Başkanı Sayın Rafet Şentürk'ün yanına gittim, elimle başını kendime çekerek kulağına aynen şunları söyledim; Sayın Başkan, sizin için amaç hâsıl olmuştur. İsteğiniz yerine geldi. Güzel bir konuşma yaptınız. Şimdi size yakışan bu ağırlığınızla, bu güzelliğinizle sahneden inmektir. Mikrofonu alabilir miyim? dedim. Bu hareketim toplum psikolojisinin bir gereğidir. Sayın Başkan Rafet Şentürk de beni kırmayıp, kavganın başladığı anlarda mikrofonu bana teslim etti. Hemen anons yapıp duasını yapmak üzere Emekli imam Süleyman Hocayı sahneye davet ettim. Onun Âmin sözüyle birlikte herkes elini kaldırınca toplumdaki gerilimde birden düşmüş oldu.
Benim Rafet Şentürk'ün kulağına söylediklerim için neler duymadım, neler yazmadılar bir bilseniz. Ne suçlamalara maruz kaldım düşünemezsiniz. Bunları söyleyenleri toplum psikolojisinden uzak, toplumu tanımayan düz düşünen insanlar olduklarına inandığım için güldüm geçtim. Biz gazetecilik mesleğini ifa ettiğimiz sürece her partiye karşı aynı mesafede olacağımızı her zaman ifade ederiz. Nazilli'de hep böyle dananın altında buza aramak isteyen dedikodu mihrakları yüzünden Nazilli yerinde PATİNAJ yaptırılmıştır, havanda su dövdürülmüştür. Sonuçta bu insanlar yüzünden Nazilli büyük köy olma yolunda, hala emin adımlarla ilerlemektedir. Bir mitingi düzenlemekte bile sıkıntı çekip elini yüzüne bulaştırıp insanları karşı karşı getirmeye çalışanlar, bir kenara çekilmedikçe Nazillide bu tür sıkıntılar daha çok yaşanacağını inanıyoruz. Gelecekte daha neler göreceğiz, o günleri yaşayanlar bunların canlı tanığı olacaktır.