Geçen günlerde İstanbul Aşiyan Mezarlığı'nda bir polisimizin şehit edilmesiyle ilgili haber ve görüntüleri izlemiştik. Hangi mesleği temsil ederse etsin, memleketin ve milletin huzuru ve geleceği için çalışanları birbirinden ayırmak mümkünolmadığı inancındayız. Bu yolda ölenlerin hepsi de ayrım yapmadan şehit olarak anılır saygı görür .
İstanbul'da olay yerine gelen müdahale eden polislerin yaralı arkadaşlarını görünce yaşadıkları heyacanı görmenizi isterdim. Üzerindeki giysiyi çıkarıp, yaralı arkadaşının üzerine örten, bir yandanda Mehmet kardeşim, nefes al, canım kardeşim dayan, ambulans geliyor.. Mehmet kardeşimin diline bakın yutmuş mu sözleri ile heyacan yaşayan polislerimizle birlikte hepimiz yaşadık. Bu sahneleri izleyenlerde sanırım büyük heyecan ve duygusallık yaşamışlardır.
Nazilli'de basın mensupları olarak devleti temsil eden makamlarla, polislerimizle bu güne kadar bir danayışma ve işbirliği içerisinde görev yaptık. Yeri geldi, polislerimizin yetersiz olduğu yerlerde suç işleyen ve işleyecek insanları saatlerce polislerimizle birlikte aradık. Nazilli Emniyet Müdürlüğü makamını temsil eden sayın Abdullah Günal'dan emniyette hizmet veren çaycımıza kadar saygı, sevgi ilişkilerimizi hep birinci planda tuttuk. Polisimiz ile karşı-karşıya geldiğimiz her konuda kendimizi ilçe emniyet müdürüyle karşı karşıya kabul ettik çok hassas tutum, davranış ve saygı içerisinde hareket ettik, devletin polisinin görevinde toplum içindeki prestijini koruma üzerine hareket ettik.
Hiç unutmuyorum. Nazilli'den Şırnak'a tayin olan Nazilli ilçe jandarma komutanı Sayın Kadir Ayhan tayini nedeniyle Nazilli'den ayrılacağı günlerde kendisine verilen veda yemeklerinde Nazilli'de özellikle basın mensunu arkadaşlarıma karşı çok müteşekkirim. Hepsi ne ayrı ayrı teşşekür ediyorum. En zor anlaşılır, güvenilmez,dikkatli olunması gerekir denen basın mensuplarımız bana görev yaptığım süre içerisinde herkesden çok açık ve dürüst davranmışlardır şeklinde konuşarak Nazilli'de basın mensuplarına olan saygı ve güvenini ifade etmişti.
Nazilli'de 2 elin parmakları kadar sayıda olan basın mensupları görevlerini icabı toplantı, seminer, konferans ve olağanüstü anlarda zaman-zaman araçlarını trafiği engellemeyecek şekilde, usulüne uygun kısa süreli park yaparlar. Bunu Sayın Kaymakamız Caner yıldız başta olmak üzere, Emniyet Müdürümüz Abdullah Günal,trafik amirimiz ve görevli polislerimiz de bu durumu çok iyi bilmektedirler.Bütün polis arkadaşlarımızı zor durumda bırakmadan, onların insiyatiflerine sığınarak hareket ederiz.
Ancak Nazilli motorize trafik ekiplerden
Bir çok gazeteci arkadaşımızın elinde İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından özel olarak verilmiş BASIN ARAÇ TANITIM KARTI yani SARI PLAKA mevcut olmasına rağmen,yine bu polis memuru arkadaşımız; bunlar beni ilgilendirmez anlayışı ile hareket ettiğini üzülerek görmekteyiz.
Biz Nazilli'de görev yapan basın mensupları olarak kendimize ayrıcalıklı davranış yapılmasını istemiyoruz,beklemiyoruz. Ancak mesleğimizin gereği, zaman-zaman meydana gelen park ihlallerinde Sayın Aydın Valimizin, Kaymakamızın, Emniyet Müdürümüzün, trafik amirimizin istedikleri gibi polis arkadaşlarımızın insiyatif kullanmalarını istiyoruz. Her halde bu da basın mensubu arkadaşlarımızın hakkı olmalıdır. Tüm dünyada ve ülkemizde yapılan uygulamalar da bu yöndedir. Biz bu cezaları yazan polisimizle ilgili olumsuz bir işleme muhatab olmasını istemiyoruz o ceza yazdıkça biz bu cezayı ödemeye devam edeceğizYetkili makamların bu soruna çözüm getirmesini bekleyeceğiz..Sonrasımı.. onuda şu cümlelerle ifade etmek isterim.DEMOKASİLERDE ÇARELERİN TÜKENMEDİĞİNİ HEPİMİZ BİLİRİZ.
NAZİLLİ BASININDAN; 8653'E