Hayatımız da olmuş yada halihazırda bulunan bir çok şeyin varlığını bile unutmuşken bize kattığı ne varsa farkına varmak adına
Müzik.
Özellikle lise dönemlerim de dinlemekten hoşlandığım, annemin çok gürültülü bulduğu bir müzik grubu vardı, hala da var, METALLİCA.
Metallica'nın solisti James Hetfield hapishanede yapmış olduğu bir konser de tutuklulara şöyle sesleniyordu;
Ben bu müziği yapmamış olsaydım mutlaka sizinle aynı yerde olurdum hatta belki olamazdım, içimdeki bu öfkeyle ölmüş de olabilirdim, içimde ki öfkeyi müziğe çevirerek kendimi ifade ediyorum
Bu ifade tabii ki kişinin yorumu ama bana göre de çok doğru. Hatta bazen hatalarımız, kusurlarımızdır bizi biz yapan.
Beethoven 30 yaşında sağır olduğunda 9. senfoniyi bestelemiş, yani sağırlığı müzik gibi hassasiyet içeren bir konudan hiç olumsuz etkilemişe benzemiyor.
Bu örnekler o kadar çok ki, bu insanlar bizim tanıdığımız aşamaya gelinceye kadar şans hep yüzlerine gülmemiş.
Acılı, dikenli yollardan yürürken birde kendilerine inanmayanlarla mücadele etmişler.
Albert Einstein'ın tüm yaşıtlarının konuşabildiği zamanlarda konuşamaması ve içine kapanık asosyal bir çocukluk geçirmesi yıllar sonra 20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olmasına engel olmadığı gibi.
Edison'un bizleri aydınlatan buluşu ampul ve halk arasında duyulmayan nice icadı olduğunu ve Edison bir çocukken algılamasın da yavaşlık olduğu için okuldan atıldığını biliyor muydunuz?
Edison meraklı ve keşfetmeye yönelik kişiliğiyle aslında algısının normal olduğunu sadece daha önceden keşfedilmiş olanların onu cezp etmediğini, bir şey öğrenecekse bunu ilk kendinin yapması gerektiği fark edecek kadar algısı güçlüydü. O yüzden 12 yaşında evinin bodrumun da kendi kimya laboratuarını kurmuştu..
İnsanların kendini ifade edişi hep farklılıklarla olmuştur.
Müzik, bilim, edebiyat, sanat yada dans ne fark eder yeter ki o iç sese kulak vermeli, şans tanımalı.
Ne hırçın insanlar var ama piyano resitallerinde ayakta alkışlanır. O işi yapmazsa ne yapacağını tahmin bile edemeyiz.
Bir başkası aksi, nemrut o da yazdığı kitaplarla Nobel alır. O da kendini en iyi ifade şeklini bulmuş.
Sezen Aksu'nun da dediği gibi iyi ki şarkı söyleyebiliyorum, yoksa düşündüklerimi başkalarına nasıl dinletebilirdim? Kendimi en özgür hissettiğim an şarkılarla buluştuğum andiyor.
Bu yalnızca kafamıza koyduğumuzu yapmaktan ibaret bir şey değil, bu yaparken kendimizi nasıl hissettiğimizle ve nasıl hissettirdiğimizle alakalı.
Önce kendini tanımakla başlıyor serüven, eğer mayanız da iyiyse gerisi yeteneğinize bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Her güzel şey bilgi gibi paylaşılırsa anlamlı ve takdir etmenin insanca ricası..
Sevgiler.