Ölüm size ne hatırlatıyor? Ya mezarlıkta toprağın altındaki bedenler?
İçin için düşünüp beynime yerleştirmeye çalıştığım bir kavramı başkalarından da duymaya başlayınca anladım ki insanlar da benim gibi korkuyor!
Mal, mülk itibar hepsi boş
Ne kadar sahiplenmişsen Dünyalıklarını, o kadar acı çekiyorsun. Eren, derviş değilim ama Dünya'nın yarısı dostun da olsa, arkanda dağ gibi malın da olsa bir göz kırpışı mesafesinde akıp gidebileceğini de gördüm, bilirim. O yüzden unutuyorum beni bu alemde mutlu eden malvarlığımı.
Yani benim güvendiğim dağ ne malım, ne de param. Her durum da olduğu gibi ıssızlıkta bile Allah bana yeter.
Ölümün bana asıl hatırlattığı bir zamanlar diri, sağlıklı, neşeli, kaygılı, güleryüzlü, cin fikirli, hastalıklı, vefalı yani sizin, benim gibi insanlar. Onları sevenler, sevmeyenler, hayran olup belki de nefret edenler. Artık bu duygular yok. Bedenlerinde yaşam bulan asil ruhlar olmadıkça bazılarının bana göre canlı olmayışı gibi..
Asaletten kastım; saraylılık falan değil, gerçek insan gibi insan olabilmek. Menfaat duygusu asgari düzeyde, vermek ise yaşama dinamiği olanlardan bahsediyorum.
Birini çok seviyorsunuz, gönülden mezara kadar..
Ama en ufak hatanız da bir bakmışsınız ki yanınız da artık yok.. Bunun nesi dostluk, bu kadar ucuz mu?
Peki, onlarca yıllık paylaşımınızı tek kalem de siler misiniz? Kaç yıllık çiftler boşanıyor dediğinizi duyar gibiyim olağanüstü durumlar hariç, evliliği de bitirmek bu kadar kolay olmamalı.
Yani diyorum ki, herkesin bildiği gibi bir gün hepimiz ölücez, toprağın altına öfkemizi, hırsımızı götürmeyelim. Bir lokma, bir hırkayla ömür geçer ama insansız olmuyor. Evler alıyoruz, masalar, tencereler ,içinde konuk edeceğimiz, yemek pişireceğimiz dostumuz, arkadaşımız yoksa neye yarar..
Sevgiler..