ÇARŞI, ÇARŞIYA KARŞI
BEŞİKTAŞ Spor Kulübü taraftarları, 'ÇARŞI' isminde bir taraftar gurubu kurarlar. Amaçları tuttukları takımları BEŞİKTAŞ ile hareket etmek, kendilerince BEŞİKTAŞ'ta güç oluşturup seslerini duyurmaktır.
Bu grup zaman-zaman tribünlerde ve basında 'ÇARŞI YÖNETİME KARŞI,' 'ÇARŞI YÖNETİM OMUZOMUZA', 'FUTBOLCULAR NERDE, ÇARŞI ORADA' gibi sloganlarla kulüplerini temsil ederlerdi.
Bu grubun isminden esinlendim.. Nazilli'de ki 'ÇARŞI' sorununa değinmek istiyorum.
Bunu yaparken amacım, kimseyi acımasızca eleştirmek değildir. Bugünkü 'Belediye Yönetimi' de bu işin sorumlusu olarak da görmüyorum.
Hani bir şarkı vardır:
'Böyle Gelmiş Böyle Gidecek, Korkarım Valla' diye başlayan bu şarkıda olduğu gibi, bugüne kadar gelmiş, yaşanmakta olan hataların bundan sonra da 'böyle gitmesi' diye bir kural yoktur.
Hepimizin bildiği gibi Nazilli'nin kalbi, ekonomi damarı, nabzı, birçok esnafı 'ÇARŞI'da toplanmıştır. Bunun da merkezi 'UZUN ÇARŞI' ve çevresidir. Görünen odur ki, bu çarşı içinde belediyenin bir disiplin ağırlığı kalmamıştır. Esnaf istediği gibi hareket etmekte, bırakın kaldırımları, sokakların yarısına kadar eşyalarını indirebilmektedir.
Biraz daha durumu açacak olursam, lokantacının, pidecilerin masaları, ayakkabı satıcılarının eşyaları, dükkanı olmayan satıcıların kurduğu tezgahlar, hatta berberlerin havlu kuruttuğu telli askılıklar ve bunun gibi yüzlerce çeşit malzemeler yaya kaldırımlarını işgal etmiş, hatta sokaklara kadar inmiştir.
İnsanın aklına ister istemez 'Belediye Nerede?' sorusu gelmektedir.
İşte burada duralım..
Nazilli'ye gelen bir ulusal gazete köşe yazarı ile birlikte çarşıyı dolaşıyordum. O sırada çarşıda çocuğu ile çarşıda dolaşan bir hanıma bisikletli çarpmıştı. Çünkü esnafın kaldırım ve yol işgallerinden vatandaşa sokakta yürüyecek yer kalmamıştı. İşte o zaman gazeteci arkadaşımız bana dönüp, Şehrin Belediye Başkanı'nın nasıl ayakta kaldığını bu manzara ile çok iyi anlıyorum. Bu anlayışla halkın bütün hakları gasp edilip, esnafa peşkeş çekilmiş. Çok yazık ki Nazilli bu anlayışta ki bir yönetimle, modern bir şehir değil, ancak büyük bir köy olur demişti.
6 aydır yeni bir Belediye Başkanı görevde.. Göreve gelirken de, Nazilli'nin kangren olmuş her sorununa neşter çekeceğim demişti.
Sayın Haluk ALICIK, 6 aydır görevde; Ama bu soruna bırakın neşter çekmeyi, bugüne kadar dönüp bakmadı bile!
Çarşı, çarşılıktan çıktı. İnsanlarımız çarşı sokaklarında gezemez oldu.
Sayın ALICIK'a buradan sesleniyorum:
Halkın umudu olarak göreve geldiniz. Kimseye ödeyecek bir diyetiniz yok. Gelecek hesapları içinde de değilsiniz. Nazilli 'nin sorunlarına çözüm getirecek tek umutsunuz..
ÇARŞI ARTIK, ÇARŞI DÜZENİNE KARŞIDIR.
Bu düzensizliğe çoktan karşılar, isyan noktasına geldiler. Sayın Başkan'dan bu konuda etkin düzenlemeler ve disiplin bekliyorum.
Ağızlarını açtıklarında, çağdaş, modern şehir edebiyatı yapanları da göreve davet ediyorum.
HABABAM HARCAMALARI
Haluk ALICIK'tan önceki Belediye Başkanı Aytekin Kaplan hepimizin bildiği gibi Nazilli'nin kurtuluş şenliklerinde, ramazan etkinliklerinde getirdiği folklor grupları ve sanatçılar için çok eleştirilmiş, memleketin parasını har vurup, harman savurmakla suçlanmıştı.
6 ay önce göreve gelen yeni Belediye Başkanı Haluk ALICIK, Nazilli'nin yeni umudu, yeni belediye başkanıdır. Bugüne kadar yaptığı basın toplantılarında, Ben aynı hatayı yapmayacağım. Harcayacağım her kuruşta yetim ve öksüz hakkı olduğunu biliyorum demişti..
Zaten vatandaş bu görüşte olmasaydı Sayın ALICIK'ı, 25 bin oyla bulunduğu makama getirmezdi.
Bu sözler biz basın mensupları içinde bir umut olmuştu..
Ancak Sayın Başkan'ın 28 Temmuz 10 Ağustos tarihleri arasında vatandaşın parasıyla alınan Nazilli Belediyesi'ne ait otobüsü, Nazilli ve Sultanhisar'dan İtalya'ya gönderdiğini üzülerek öğrendik.
Bunun bir ilk olması nedeniyle yapılan hataların tekrarlanmayacağı anlayışıyla kaleme dökmedik, çalışma şevkini kırmak istemedik.
Yapılan her hatayı kaleme dökmenin gazetecilik olmadığı bilinciyle es geçtik.
Tekrarlanmaz dedik.
Görüyorum ki bu anlayışımda yanılmışım.
Çünkü bugün itibariyle 16 Ekim 25 Ekim 2009 tarihleri arasında Nazilli Belediyesi, Sultanhisar Folklor Ekipleri'ni Gürcistan'a göndermek üzere belediye otobüsünü bir kez daha tahsis etmiş..
Gürcistan'a gidecekler arasında Nazilli Belediyesi'nden bir daire müdürü, Aydın'dan 2 Belediye Başkanı ve bir Kaymakam'ın da bulunduğunu hangi amaçla, nasıl bir görevle gidiyorlarsa, bu kafilenin içinde yer aldığını öğrendik.
Ben şimdi buradan Sayın Belediye Başkanı ALICIK'a sesleniyorum:
Bu yazdıklarım doğru mudur Sayın Başkan?
Hayır böyle bir şey yoktur cevabınızı dört gözle bekliyorum. Bu haber yanlış ise, sizden özür dileyerek kamuoyuna yanlış olduğunu açıklayacağım.
Yok öyle değil de, bu gerçek ise Sayın Başkan'a dost yüze söyler, acı söyler anlayışı içinde şu soruları sormak istiyorum:
Bu bir israf değil midir?
Bu otobüs Gürcistan'a gidip gelirken su mu yakacak?
Bu sizin ilkelerinize de ters değil midir?
Vatandaş bu dönemde sizden kendilerine verdiğiniz sözleri yerine getirmenizi istiyor. Böyle fuzuli, 'HABABAM USULÜ' masraflar yapmanız doğru mudur?