Allah’ım neden ben? Neden hep ben?
Yada
Aynı sizin gibi 2 gözü, 2 kulağı…vs. her şeyinizle aynı olduğunuz kişilerle farklı deneyimler yaşadığınızı anladığınızda ki tepkiniz ne?
Mesela;
Küçük bir çocukken;
O’nun eline kıymık battı, benim kolum kırıldı.
O’nun annesiyle babası kavga etti, benimkiler boşandı.
O’nun babası hastalandı, benim ki öldü..
O üniversite sınavların da istediği bölümü kazanamadı, ben barajı bile aşamadım.
O onu mutlu edecek işi ararken, ben geçimimi sağlayacak işi bulamadım.
O’nun 2 kilo fazlası var, benim 12.
………vs.
Bu liste uzayıp gider. Ve eğer hala aynı düşüncelerle doluysa kafamız, mutsuzluğumuz yaşımızla beraber artar. Gerçek şu ki; insan acı çekmek istemeye görsün, hayalinde bile canlandıramadığı acılar yaşayabilir ve korkunç zararlar görebilir. Her şey insanlar için.
Şükür ki, her zerremle şükür..
Yaşamımız boyunca bir kendi elimize, bir ötekilerinin eline baktığımız da sadece görmek istediğimizi görürüz. Hatta diğerlerinin sahip oldukları ve mutlulukları bizim mutsuzluğumuz olur. Kıskançça düşüncelerle hem kendimize eziyet ederiz hem de yalnızlık tek seçenek olarak elimizde kendi kaosumuz da kavrulur gideriz.
Başka bir pencerede de şöyle olabilir;
Evimin duvarlarında minik çatlaklar var ama yazık, onların ki depremde yıkılmış.
Üst katın banyosundan su akıyor tıp tıp ama yazık, kiminin evi selde çamur gölü olmuş.
Grip oldum her yanım ağrıyor ama yazık, o kanserle savaşıyor.
Çocuğuma istediği oyuncağı alamadım ama yazık, bazıları evladına yedirecek bir lokma ekmek derdinde.
Çocuklarım beni çok üzüyor ama yazık, o’nun çocuğu sel de elinden akıp gitti.
……….vs.
Şükredecek hayat hikayelerine sahibiz.
İnanın; o depremde evi yıkılan, sağ kaldığı için,
selde evladını kaybeden, çok acı ama diğer evladı sağ olduğu için,
kanserle mücadele eden inançla mücadele edebildiği için, şükür ediyordur.
Hayat devam ediyor, yoksa nasıl tahammül edilebilir ki?
İnsanlar genelde önce başkalarını, sonra kendilerini, inanç durumlarına göre de Yaratıcılarını suçlayıp dururlar.
Aslında bu şükür penceresi dile pelesenk edilenlerden, lafta, samimiyetsiz olanından değil.
Bu bir yaşam felsefesi, bir hal tavır meselesi. Maalesef sonradan pek edinilmiyor, kişilik detayları tek tek ilk gençlik yıllarında üzerimize yapışırken o halde bize kodlanıyor.
Ama öğrenilebilir bir durum.
Allah şükrünüzü artırsın, sevgiyle..