ANKET
NAZİLLİ'NİN VEKİLİ SİZCE KİM OLMALI?
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,8425
EURO
2,3165
IMKB
54.885
HAVA DURUMU
Ankara 10 / 22 °C
İstanbul 15 / 21 °C
İzmir 13 / 22 °C
Aydın 12 / 24 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erhan TIĞLI
ANLAMAK-ANLATMAK
19.01.2011 18:20

            Anlamak ve anlatmak günlük yaşamımızda çok geçer. Kimi dert anlatır kim fıkra. Kimi masal anlatır kimi öykü... Herkes bir şey anlatır ya da anlatmaya çalışır, anlaşılmak ister. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna azdır. Kimi çok anlayışsızdır, ne desen anlamaz; kimi de öyle anlayışlıdır ki leb demeden leblebiyi anlar. Bu tür kişilere arif adı verilir: “Arif olan anlar”, “Arife tarif gerekmez”... Lafı ters anlayanlar da vardır; böylelerine “Ben diyorum bayram haftası, o anlıyor mangal tahtası” deriz. Karagöz- Hacivat oyunu ve de kimi komedilerde konu ters anlamalarla komikleştirilir. Anlatışa göre verirler fetvayı. Bu yüzden meramımızı iyi anlatabilmeliyiz; yoksa masum olduğumuz halde suçlu duruma düşebiliriz ya da suçsuz olduğumuzu anlatana kadar başımız dertten kurtulmaz, derdimizi Marko Paşaya anlatmak zorunda kalırız, toplum tarafından kuşkuyla karşılanırız...

            Herkes kendini haklı görür, konuyu kendine yontarak anlatır. Onun içindir ki, sadece bir kişiyi değil, karşı tarafı da dinleyip ona göre hüküm vermeliyiz. Nasrettin Hoca’ya biri bir şey anlatmış. Hoca ona “Haklısın” demiş. Adamın rakibi anlatınca Hoca ona da “Haklısın” deyince karısı lafa karışmış, “Öyle şey olur mu? Ya o haklıdır ya öbürü. İkisi birden haklı olamaz ki!” diye itiraz etmiş. Hoca karısına dönerek, “Karı, sen de haklısın!” deyivermiş!         Edebiyat, sanat anlatım zenginlikleriyle öbür anlatışlardan ayırt edilirler. Fıkra anlatmak bir sanattır. Kimisi çok güzel bir fıkrayı iyi anlatamaz, berbat eder, kimisi de herkesin bildiklerini bile öyle güzel anlatır ki bize çok değişik gelir, hoşumuza gider.

            Atasözlerimiz gerçekleri kısa, öz bir biçimde anlatırlar. İşte anlamak anlatmak konulu birkaç atasözü: Tok açın halinden anlamaz, eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlar, eşek hoşaftan ne anlar? Derdini anlatmayan derman bulamaz, cahile laf anlatmak deveyi hendekten atlatmaktan beterdir...

            Bir de şu var: “Acı gerçekler gençken gözümüze çarpmaz, onları ancak yaşlanınca anlarız. Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz beş Yaş Şiiri’nde bakın ne diyor:

            “Su insanı boğar, ateş yakarmış

            Her doğan günün bir dert olduğunu

            İnsan bu yaşa gelince anlarmış”

            Yaşlılar gençlerin, gençler de yaşlıların halinden anlamaz ve dertlerini birbirlerine anlatamazlar, aralarında her zaman bir kuşak çatışması vardır.

            Ne kadar anlatırsak anlatalım, anlattığımızın anlaşılması karşımızdaki kişinin anladığı kadardır. Anlayışlar farklıdır; kimi bakıştan anlar, kimi laftan, kimi bağırıştan, azarlamaktan, kimi dayaktan... Herkesin anlayacağı bir dil vardır. Dost halimizden anlayan kişi demektir.

            Bir düşünür şöyle diyor: Beni bir kişi anladı; o da yanlış anladı.

            Bence dünyanın en kötü şeylerinden biri yanlış anlaşılmaktır. Kompozisyon yazılı ve sözlü anlatım sanatıdır. Okullarda kompozisyon eğitimine pek önem verilmediği için gençler,  düşünce ve duygularını tam anlatamazlar ya da yanlış, eksik anlatırlar, ters anlaşılırlar.

            Orhan Veli bir şiirinde şöyle diyor:

            Bilmem ki nasıl anlatsam size derdimi

            Ekmek parası desem değil

            Gönül yarası desem değil

            Öyle bir dert ki

            Anlatılır şey değil...

            Bir manide de kız bakın nasıl dert yanıyor:

            Masa üstünde yılan

            Gel de boynuma dolan

            İşaretten anlamaz

            Eşek kafalı oğlan!

            İnsanın canını sıkan şeylerden biri de, derdini bir türlü anlatamamaktır. Bu duyguyu bir dörtlüğümde şöyle dile getirmiştim:

            Tuh Allah kahretsin!

            Herkes aya gitti geldi

            Ben daha sana

            Derdimi anlatamadım...

            Yaşlı bir adam arkadaşına içini çekerek;

            “Yaşlandığımı nasıl anladım biliyor musun?” dedi.

            Arkadaşı merakla sordu:

            “Nasıl anladın?”

            “Daha önce otobüste yer verdiğim kadınlar artık bana yer vermeye başladılar.”

            Meramımızı doğrudan doğruya anlattığımız gibi, dolaylı yoldan, imalı olarak da anlatırız. Şair ve yazarlar genellikle, benzetme ve söz sanatları yaparak anlatırlar düşüncelerini,  duygularını. “Kızım sana söylüyorum, gelinin sen anla” örneği de dolaylı anlatıma girer.

            Nasrettin Hoca fıkralarına güleriz ama anlatmak istediklerine pek kulak vermeyiz. Söz gelişi, “Bilenler bilmeyenlere anlatsın”, “Parayı veren düdüğü çalar”, “Ye kürküm ye” fıkralarında olduğu gibi. Onun hindili fıkrasında da derin anlamlar vardır. Hoca pazarda papağanın elli akçeye satıldığını duyunca hindisini yüz akçeye satılığa çıkarır. Gülerek, “Hindi hiç yüz akçe eder mi?” derler. Hoca anlamazlığa gelerek, “Ne yapıyor papağan?” diye sorar. “Konuşuyor” derler. “Benim hindi de düşünüyor diyerek düşünmenin konuşmaktan daha önemli olduğunu vurgulamak ister...

            Herkes anlayışlı olduğunu ama kendisini kimsenin anlamadığını ileri sürer. Öğretmen ders anlatır, öğrencilere anladınız mı diye sorar. Çoğu anlamaz ya da yarım yamalak anlar ama anlamadım demeye çekinir, böyle derse aptal gözüyle bakılacağını sanır. Anlamadığını itiraf etmek, söylemek cesaretini göstermek erdemliliktir oysa...

            Karşısındakine değer verenler bir şey anlattıkları zaman “Anlatabiliyor muyum?” diye sorar, değer vermeyenler ise “Anladın mı?” derler...

            Yazımı bir fıkrayla bitiriyorum.

            Adamın biri komik bir fıkra anlatmış, herkes gülmüş ama bir kişi gülmemiş. Niye gülmediğini soranlara fıkrayı anlamadığını söylemiş. Adam fıkrayı bir daha anlatmış. Yine herkes gülmüş, o kişi gene gülmemiş. Bu böyle birkaç kez sürmüş. Sonunda o kişi gülmeye başlamış. “Artık anladın herhalde” demişler.

            “Yo, demiş bizimki. Gene anlamadım da ona gülüyorum.”

            Anlayışının bol olsun!

Bu yazı toplam 428 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR