Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim
| DOLAR | ![]() |
1,7575 |
| EURO | ![]() |
2,3265 |
| IMKB | ![]() |
60.856 |
| Ankara | -9 / 2 °C |
| İstanbul | 5 / 10 °C |
| İzmir | 4 / 14 °C |
| Aydın | 3 / 14 °C |
![]() Etem ORUÇ
|
Demirci Mehmet Efe’nin yaşantısında İğdecik’in çok önemli bir yeri vardır. Konya’da Delibaş isyanını bastırıp, suçluları cezalandırarak Isparta- İğdecik’e gelir. Adamlarıyla beraber altı aya yakın burada Süleyman Bey’in evinde kalır. Demirci Mehmet Efe’nin Kuvayı Milliye komutanlığının sona erdiği, efeliğin efendiliğe dönüştüğü yerdir burası…
Bir gün Refet Bele, Demirci Mehmet Efe’ye:
-Efe, efelik günleri bitti. Efendilik günleri başladı. Artık bundan sonra Mehmet Bey olup Konya’ya güvenlik komutanı olarak atanacaksın, der. Efe önce olaya sıcak baksa da Denizli olaylarından ötürü pirelenip vazgeçer.
Konya isyanını bastırırken 29 darağacı kurdurduğu söylenir. İsyan edenlere:
- Allah benim gibi zalimi, sizin gibi hainlere yola getirmek için yolladı, der. Her olayı kendi tarihi koşulları içinde değerlendirmek gerekir. O koşullar unutulursa, kahramanlar hain, hainler de kahraman gibi görünebilir. O günkü hainlerin torunlarının bugün efelendikleri gibi.
Demirci Mehmet Efe, Demokrat İzmir Gazetesinin yaptığı söyleşide: “ İki türlü yönetim şekli vardır. Biri ilimle biri zulumle. Ben bilimden nasibimi almadığım için zulümle yönettim,” der. Aslında bilimin önemini de bilmektedir. Oğlunu okutup avukat etmiştir.
25, 26, 27 Şubat günleri Isparta’daydım. Hani ressamların boyalarla yaptığını, boyalı, yün ipliklerle yapan halıcı bir öğretmen var, Ahmet Aksakal. Onun konuğuydum. Ahmet Aksakal, bu konuda Türkiye’de tek. Yurt içinden ve yurt dışından pek çok ünlü kişilerin portresini, ilmik ilmik halıya dokuyan seçkin bir sanatçı.
Bir ay kadar önce Nazilli’ye geldi. Kurtuluş Savaşı’nda kahramanlık gösteren efelerin fotoğrafını halılara işleyerek sergi açacağını söyledi. Nasıl sevindim bilemezsiniz. Tarihimizi, kimliğimizi genç kuşaklara anlatmak için yeni bir oluşum daha ortaya çıkmıştı. Nazilli’den yola çıkıp, İsabeyli, Atça, Sultanhisar, Köşk, Karatepe şehitliği, Çayyüzü, Umurlu, İmamköy, Aydın ve oradan dönerek Çine müzesi, Dalama, Yenipazar Yörük Ali Efe müzesi derken tekrar Nazilli’ye geldik. Nazilli’de de Etnoğrafya Müzesini ve Kurtuluş Savaşı’nın beyinlerinden Hacı Süleyman Efendi’nin büstünü ve gömütünü ziyaret ettik…
Bu değerli sanatçımız, kaynakları, belgeleri ve fotoğrafları alarak büyük bir heyecanla gitti. Benim Nazilli’de olmadığım bir zamanda yine gelerek Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş ve Kültür müdürü Nuri Beyle de görüşüp kaynak toplamış. Aydın valisinin ve kültür müdürünün gösterdiği ilgiden de mutlu olmuş. Beni Isparta’ya çağırarak yapılan çalışmaları yerinde görmemi, gerekli eleştirileri yapmamı söyledi.
Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ve Sökeli Ali Efe’nin ön çalışmaları bitirmiş. Çete Ayşe, Kuşadalı Mahmut Esat Bozkurt ve diğerleri hazırlık aşamasında. Hiç de kolay değil. İğneyle kuyu kazmak diyorlar ya ta öylesine bir iş. Sergiyi 7 Eylül’de Aydın’da açmayı düşünüyor. Sanırım bu işleri bitirip sergi açıldığı gün şehitlerimizin ruhu için yürekten bir fatiha okunmuş olacak.
Ertesi gün beni İğdecik’e götürdü. Demirci Mehmet Efe’nin İğdecik’te kaldığı Süleyman Bey’in koskoca konağı yıkıldı yıkılacak. Ve efenin Kuvayı Milliye komutanlığının sona erdiği, Demirci Mehmet Efe’nin seksen kızanıyla ayrılıp Nazilli’ye döndüğü tarihi dereyi dolaşıyoruz. Refet Bele, Efe’yle anlaşıp sabahın alaca karanlığında top atışına başlar. Demirci Mehmet Efe ve seksen kızanı Denizli’ye doğru uzaklaşırken askerler çemberi kapatıp, kızanların silahları toplanır, gençler düzenli orduya yaşlılar evlerine gönderilir.
Düzenli ordunun kurulabilmesi için çok önemli olan bir yıl üç aylık Kuvayı Milliye direnişi sona ermiş, efelik de efendiliğe dönüştürülmüştür. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti gibi efeleri kalleşleyip öldürmemiş, yaşamlarının sonuna kadar bu yurtsever efeler gönüllerince yaşamışlar. Efelerin de vadeleriyle öldükleri kanıtlanmıştır.
Efelerin çevresinde sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de vardır. Çünkü bunlar Kurtuluş Savaşı’nı katılmadan önce eşkıyalık da yapmışlardır. Yüreği yanan bazı kişiler, onlar için pek iyi konuşmazlar. Ama dikkatimi çeken şey İğdecik’te Demirci Mehmet Efe için konuştuğumuz insanlar, güzel şeyler anlattılar. “ O olmasaydı, biz bu güzel günleri ulaşamazdık,” dediler. Efenin yaptığı kahramanlıklardan söz ettiler.
İnsanlar ve uluslar ağaçlar gibidir. Kökleri kuvvetliyse boy atarlar, gürleşirler. Köklerine bir kurt dadanıp da emperyalist ülkeler kemirmeye başlarsa, önce yaprakları sararır, kuruyazlar, sonra da kuruyup, yok olur gider. Bunu çok iyi bilen akıllı uluslar, kültürlerini, dilini, geçmişini sahip çıkarak yeni yetişen gençlerini okullarda kültürlerini öğretirler. Bizler de bizi biz eden kültürel değerlerimizi, geçmişimizi gençlerimize öğretmeliyiz. Geçmişini iyi bilmeyen ulusların geleceği aydınlık olmaz.


Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim













Facebook
Google
Yahoo
Digg
Del.icio.us
Twitter
MySpace





