ANKET
NAZİLLİ'NİN VEKİLİ SİZCE KİM OLMALI?
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,7645
EURO
2,3275
IMKB
59.332
HAVA DURUMU
Ankara -8 / 0 °C
İstanbul -1 / 2 °C
İzmir -2 / 8 °C
Aydın -2 / 8 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Etem ORUÇ
Efelerin Yasası ve Aydın

Selçuklular zamanında Aydın ve Teke yöresindeki koruma görevlilerine efe denirdi. Zeybek sözcüğünün bugün bile Özbek Türkmenlerince kullanıldığı söyleniyor. Aydın'ın Sultanhisar, Nazilli, Kuyucak ilçelerinde ve köylerinde büyük oÄŸlan kardeÅŸe küçük kardeÅŸi “efem” der. Gençlere, çocukluktan gençlik dönemine geçmek üzere olanlara da ”kızan” denir.   Efe, zeybek adlarının Orta Asya kaynaklı olduÄŸunu, Azerbaycan'ın Bakû ÅŸehri yakınlarındaki Gobuston MaÄŸarasında kayalar üzerinde on bin yıllık efe figürleri olduÄŸu söyleniyor. İngiltere'nin en seçkin üniversitelerinde okuyan, uzun yıllar Girit adasında araÅŸtırmalar yapan Halikarnas Balıkçısı, (Cevat Åž. KabaaÄŸaçlı) ölümünden önce yazdığı son yapıtı “Hey Koca Yurt” adlı yapıtında efeliÄŸin kaynağının Sultanhisar, Nysa kaynaklı olduÄŸunu, M.Ö. 3 bin yıllarına dayandığını söylüyor. Bunu belirtirken de Yunanlılarla hiçbir ilgisinin olmadığını, Anadolu kaynaklı olduÄŸunu özelikle vurguluyor. Bu yörede delikanlı çağına gelen kızanların yılın belirli günleri daÄŸda bırakılarak efelenip, kiÅŸiliklerinin oluÅŸup oluÅŸmadığı sınanıyor. İşin özü efelik bir baÅŸkaldırı, kendi başına ayakta durabilme, doÄŸrudan, haklıdan yana tavır koyabilmektir.

        Efe, tarihte Batı Anadolu'da özelikle Aydın, İzmir-ÖdemiÅŸ, MuÄŸla, Denizli, Burdur yöresinde yaÅŸamış, eli silahlı, kurulu düzene baÅŸ kaldırmış kiÅŸilere verilen bir addır. Efe, yiÄŸit, cesur, mert, sözünün eri anlamında da kullanılır. Bu yörede “ sözüm senettir, söz vermek baÅŸka bir ÅŸeye benzemez” deyiÅŸleri de efeliÄŸin özünden kaynaklanmaktadır. Efe, kızan ve zeybek arasındaki iliÅŸki şöyledir. Efe, zeybek gurubunun başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış, cesur, mert kiÅŸiler arasından “efe” seçilir. Efenin buyruÄŸuyla zeybekler kızanları yetiÅŸtirip, efelik töresini öğretirler. Zeybeklerden eÄŸitim gören eli silahlı kızanlar zeybek olurlar.                                                                           

Toplumda düzen bozulup, hak elde etmek zora ve güce kalırsa orada, “daÄŸların yasası,”egemen olur. DaÄŸ yasalarının uygulayıcıları da efelerdir. Bu yasalar “doÄŸa yasaları” gibi acımasızdır. Efelerin ve zeybeklerin uymak zorunda oldukları, yaÅŸamlarının birer parçası olan, baÅŸkaldırı geleneÄŸinin ortaya çıkardığı birçok kural ve töre vardır. Efelik ve zeybeklik kuralları olmazsa olmazlardandır. Adı, ünü, ÅŸanı ne olursa olsun hiçbir efe bu yasaların dışına çıkamaz. Yazılı olmayan bu yasaları her efe ve zeybek uyar. Uymazsa toplum tarafından nasıl dışlanacağını bilir. Toplumsal dayanağı olmayan hiçbir eylemin baÅŸarı ÅŸansı yoktur. Efelerin en önemli görevlerinden biri, zeybek ve kızanların gereksinimlerini saÄŸlamaktır. Efe, bu konuda bencil davranamaz. Aralarındaki iliÅŸki paylaşım üzerine kurulmuÅŸtur. Zeybekler ve kızanlar her koÅŸulda efenin emirlerini eksiksiz yerine getirmek zorundadır. Kuralların dışına çıkılırsa silahlar konuÅŸur. Kızan, yemin töreninde silahını efenin ayağının dibine koyar. Yeminden sonra efe silahını tekrar almasına izin verir. Yemin töreni epey uzuncadır. Yüksek sesle tekrar edilen sözlerin bazıları şöyledir; “Adem kuÅŸağına bel baÄŸlanır mı?”, “BaÄŸlanmaz, baÄŸlanırsa aÄŸlanır.”, ”Şeytana bel baÄŸlanır mı?”, “Yardımcımızdır baÄŸlanır” diyorlar. İnsanlara fazla güvenmezler ama ÅŸeytanla ortaktırlar biraz. En kuÅŸkuluları da Demirci Mehmet Efe'dir. Vadesiyle ölen ender efelerden biridir. Törenden sonra efenin sözünün dışına çıkamaz, bu söz buyruk altına girdiÄŸinin sözüdür.  Efe, yiÄŸitliÄŸi, mertliÄŸi, cömertliÄŸi, korkusuzluÄŸu, sabrı, yardımseverliÄŸi, olgunluÄŸu, olayları deÄŸerlendiriÅŸi, silah kullanmadaki yeteneÄŸi ile zeybek ve kızanlara örnek olmak zorundadır. Çünkü her yerde gözler üzerindedir. Çevresindekileri yeterince etkilemeyen, önderlik ve yöneticilik görevini yerine getiremeyen efenin etkili olma ÅŸansı yoktur. Efenin izni olmadan hiçbir zeybek ve kızan çeteden ayrılamaz. Kendi başına bir iÅŸ yapamaz. Çünkü kendileri için yaÅŸamsal gizleri paylaÅŸmaktadırlar. Sığınakları, yatakları, kendilerini yardım edenleri, çetenin konumunu, zayıf ve güçlü yanlarını, gezdikleri coÄŸrafyayı, giriÅŸtikleri eylemleri iyi bilmektedirler. Bu nedenle ayrılırken mutlaka efenin izni ve onayı gerekmektedir.                                                                                   

Efeler, bekâr zeybek ve kızanları genellikle kendileri evlendirir ya da evlenmelerine izin verir. Düğün masraflarını efe karşılar. Düğün töreninin ÅŸanlı, şöhretli olmasına özen gösterir. Çünkü düğün aynı zamanda efenin de ÅŸanıdır. Efelerin kendi aralarındaki iliÅŸki ve iletiÅŸimde uydukları ilginç törelerden biri de “davet” olayıdır. Efelik töresine göre bir efenin daveti mutlaka kabul edilir. Kabul edilmezse korkaklık sayılır. YiÄŸitliÄŸe yakışmaz. KıllıoÄŸlu, Demirci tarafından yapılan böyle bir davette BozdoÄŸan'da vurulmuÅŸtur. Efelik töresine göre, bir efe oturduÄŸunda diÄŸer efe tüfeÄŸinin ucunu ona çevirirse bu” sen sensin, ben de benim” demektir. Herhangi bir kalleÅŸlikte, mertliÄŸe sığmayan bir davranışta, karşılığı silahla verilecektir anlamına gelir. Dostça olmayan bir davranış olarak kabul edilir. Efeler aradıklarını, kendi deyiÅŸleriyle, “öküzün boynuzuna bile girse” arar bulurlar. Gerekli dersi verirler. Bunlar genellikle halka düşmanlık eden, ırz düşmanı, sömürücü, hak hukuk bilmeyen zorba ve aÄŸa takımıdır. Efelerin bir ilginç davranışı ölüm karşısındaki soÄŸukkanlı tutumlarıdır. Ölüm onlar için bir son deÄŸil bir dönüşümdür. Ölümü aldırmaz, korku duvarlarını aÅŸmış kimselerdir. Kendi aralarında, “Alıcı kuÅŸun ömrü az olur, su testisi suyolunda kırılır, yiÄŸit olan yiÄŸit yaÅŸadığı günün hesabını yapmaz, efe yatak ölümü görmez, derler. DoÄŸrudur, Atçalı Kel Mehmet, SinanoÄŸlu, Çakırcalı Mehmet, Gökçen Efe, Cafer Efe gibi pek çok efe genç yaÅŸlarında öldürülmüşler, ya da ölümsüzlüğe ulaÅŸmışlardır. Efelik töresine göre, haksızlığın yapıldığı, ezilen, haksızlığa uÄŸrayan, insanların hakkını korumak efenin görevidir. Halkı soyanlardan aldıkları para ve malları halka dağıtırlar. Zorbalarla, çakal, çalı kakıcı, dedikleri çapulcularla savaşırlar. Efeler bu geleneklerinden ötürü halk yığınlarınca,” hak arayan kahramanlar” olarak anılıp efsaneleÅŸirler. Haklarında övgü, gurur dolu, baÅŸkaldırı türküleri, destanlar yakılır. ÖrneÄŸin yıllar yılı yoksul köylüler Çakırcalı Mehmet Efe'yi, kendilerinden vergi ve asker almaktan baÅŸka bir ÅŸey yapmayan Osmanlı yönetimine karşı, koruyucu gibi görmüşlerdir.”Ekmede yok, dikmede yok, yemede ortak Osmanlı,” demiÅŸlerdir. “Kahpe Osmanlıya güven olmaz,” sözü dillerine yerleÅŸmiÅŸtir. Kısa sürede çok büyük deneyimden geçmiÅŸ, yoÄŸun olaylar yaÅŸamış efeler, ağır baÅŸlı olgun, ölçülü insanlardır. Verdikleri sözü mutlaka yerine getirirler. Yalanı, sululuÄŸu, saygısızlığı, övünmeyi, kendini beÄŸenmiÅŸliÄŸi sevmezler. Az ve öz konuÅŸurlar. ÖrneÄŸin KurtuluÅŸ Savaşı sorulduÄŸunda, “Biz görevimizi yaptık” ÅŸeklinde konuyu geçiÅŸtirmeleri, onların alçakgönüllü, sessiz ve derin tavırlarının göstergesidir. Yüksek fiyata mal satan satıcılara çok kızarlar. Haksız kazanç saÄŸlayanlardan alıp yoksullara verirler. Bazen de bu paralarla köylere çeÅŸme, suyolu, köprü yaptırırlar. Çakırcalı Mehmet Efe vurulduÄŸunda yanında, söz vermesine karşın köprüyü yaptırmayan Arpazlı Osman Bey vardır. Efe vurulunca kızanları tarafından öldürülür. Efe ve zeybekler kendi aralarında kuÅŸ ötüşü, ıslık, çeÅŸitli hayvan seslerini taklit gibi yöntemlerle haberleÅŸirler. Yeri geldiÄŸinde yalnız kendilerinin anlayacağı söz ve deyimler kullanırlar, güvenlik amacıyla günlük parola koyarlar. “Bir posta iki aslan sığmaz” diyen efeler, aynı daÄŸda aynı zamanda bulunmamaya özen gösterirler. Ege yöresinde efelerden sıkça söz edilse de efelerin en yoÄŸun bulunduÄŸu yer Aydın ve ÖdemiÅŸtir. Buralar için, “efelerin harman olduÄŸu yer” deyiÅŸi halk diline iyice yerleÅŸmiÅŸtir. ÖrneÄŸin, Atçalı Kel Mehmet, SinanoÄŸlu, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Cafer Efe, KıllıoÄŸlu Hüseyin Efe gibi pek çok efe Aydınlıdır. İnce Mehmet, Kamalı Zeybek, Çakırcalı Mehmet Efe, Gökçen Efe gibi efeler de ÖdemiÅŸlidir. Aydın DaÄŸları, Karıncalı DaÄŸ, Bey DaÄŸları onların sığınağı olmuÅŸtur. Yani efelik ağırlıklı olarak bu coÄŸrafyanın, bu toprakların ürünüdür. ÖrneÄŸin YaÅŸar Kemal, ÖdemiÅŸli İnce Mehmet'i kurgulayıp Adanalı Abdi AÄŸayla buluÅŸtursa da İnce Mehmet Efe bu toprakların ürünüdür.                                     

KurtuluÅŸ Savaşı'nda da pek çok kahramanlık gösteren efelerimiz bazı kendini bilmezler tarafından zaman zaman kötülenseler de onlar ve onlarla beraber kahramanca savaÅŸan yiÄŸitlerimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin temeline ilk harcı Aydın'da koymuÅŸlardır. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, büyük önder, Mustafa Kemal Atatürk, ölümünden önce hasta hasta neden efe oyununu oynamıştır hiç düşündünüz mü? Çünkü O Türklerin en büyük efesidir. Övgü olsun diye söylemiyorum. O'nun baba soyu Aydın Yörüklerinden, “Kızıl Hafızlar” soyundandır. Balkanlar fethedilince Aydın'dan Selanik yöresine yerleÅŸtirilmiÅŸlerdir. Efelik, haksızlığa baÅŸkaldırı demektir. Atatürk'ümüzün genlerindeki efelik kanı ölesiye deÄŸin hep kendini göstermiÅŸtir. Serin bir akÅŸam vakti. Renkli kâğıtlarla, balonlarla süslenmiÅŸ Merinos Dokuma Fabrikasının salonu.  Gazi geliyor. Birden masalardan alkışlar yükseliyor. Aydınlık gülüşlerle herkesi özenle selamlıyor. Bir süre dans edenleri izliyor. Sonra emreder gibi sesleniyor.

- Sarı Zeybek! 
Sanki ölüme meydan okuyor. Åžef ÅŸaÅŸkın, hemen orkestraya dönüyor, ilk iÅŸaretle birlikte müzik baÅŸlıyor. Gergin adımlarla ortaya geliyor, kollarını kaldırıyor ağır ağır, tam dik açı oluÅŸturunca, yüksek daÄŸların, engin denizlerin, bitek ovaların binlerce yıldan beri damıtıp getirdiÄŸi maÄŸrur tini sergileyen zeybeÄŸe, bir tanrı gibi duruyorÂ… BaÅŸ alını yücelten diklikte. Gözler geceyi  ışıtarak ileriye, göğüs kanatları gururla kabarmış, ayakları sanki yere hiç deÄŸmiyorÂ…. Mucizeye meydan okuyor. Etrafında halkalananların gözlerindeki hüzünlü anlatıma meydan okuyor. Tahta zemine vuran, sekiÅŸi, yükseliÅŸiyle kafesinden kurtulmak isteyen altın yeleli bir aslanın kükreyiÅŸini izliyor ÅŸimdi. Alnında terler boncuklanıyor. SoluÄŸu sıkışıyorÂ…Ritim hızlanıyorÂ…Efelere selam olsunÂ…

Bu yazı toplam 578 defa okunmuştur
Efelerin Efesi
Servet Ayaz
Kendi kimliğini tanıyıp, kültürünü, genlerini sahip çıkmayanların ağıt yakma hakkı yoktur. Teşekkürler Etem Hocam.
13 Mayıs 2009 Çarşamba 09:22
Merhaba
Erhan Tığlı
Efe konulu araştırmalarını ilgi ve beğeniyle izliyorum. Bir de romanını yazsan daha iyi olur diyorum. Dost selamlar.
12 Mayıs 2009 Salı 11:01
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR