Biliyorsunuz 12 Eylül’de Anayasa oylaması var. Evet ya da Hayır oyu kullanılacak. Ben de hiçbir parti üyesi olmadığım için kafam netleşmiş değil. Anayasa değişikliğinin neler getireceğini, gazete ve bazı yazarların yazılarını inceleyerek bir karara varmak istiyorum.
Siyasi konularda bazı meslekler toplumun nabzını tutmakta oldukça başarılıdır. Bunlardan birisi de berberlerdir. Ben de dün berber koltuğuna otururken berbere sordum.
“Oylama nasıl sonuçlanacak Erdal?
Makası iki kez çırparak:
“Konuştuğum kişilerden partili olanlar kararlarını vermişler, ne diyeceklerini biliyorlar. Ama büyük çoğunluk bu oylamanın ne anlama geldiğini pek bilmiyorlar. Onun için de bence büyük çoğunluk kararsız,” dedi.
Şöyle düşündüm, siyasiler çok söz söylüyorlar da oylamanın içeriğini halkın anlayacağı şekilde pek anlatamıyorlar gibi geldi bana. Anayasa bir toplumsal uzlaşma sözleşmesidir. Böyle bir yasa değişikliği yapılırken uzlaşma ortamı oluşturulsaydı, yasanın saygınlığı daha da çok olurdu.
Bir kavgadır gidiyor. Bu değişiklik bana göre dayatmalarla yeterince tartışılmadan, gece karanlığında hazırlanmıştır. Kuvvetler ayrılığı sisteminden, kuvvetler birliği sistemine geçişi amaçlamaktadır, incelediğim kadarıyla. Bu da sivil diktatörlük, demektir.
Benim gibi kararsızlara yararlı olur düşüncesiyle gazeteleri bir göz gezdirdim. Zaman Gazetesinde Fethullah Gülen: “İmkân olsa mezardakiler bile kaldırılıp ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım, zannedersem kalkarlar,” diyor. Demek ki Amerika’dan böyle görünüyor.
Hıncal Uluç ise yazısında:” Demokrat Türkiye Cumhuriyetini inanan insanlar… Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, koparılan gürültüler ve toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyetinden şüphe ederseniz hele, yok olup gideriz.
Amerika’nın sıkıntısı, Atatürk ve ilkelerinin yılmaz bekçisi ordu. Anayasa değişikliği ile onun da elini, ayağını bağlamak istiyorlar. Oy verirken iyi düşün, sonra ister ‘evet’, ister ‘hayır’ de ama pişman olup da “keşke ellerim kırılsaydı” deme.” Diyor.
Emin Çölaşan’ın yazısını okuyorum. “ Bu Anayasa paketi bana iş bulacak, işsizlikten kurtulacağım. Maaşıma zam gelecek. Çiftçi malı para edecek, karnım doyacak. Ben de Tayipgillerin oturduğu sofralara oturacağım diyorsan… EVET oyu kullanabilirsiniz. Ama ben inanmıyorum.” Diyor.
Doğu Perinçek’in Aydınlık dergisindeki yazısında da: “ Tayyip, BOB projesiyle ABD’in eş başkanıdır. Anayasa değişikliği, ABD’nin Türkiye’yi bölme projesini uygulamak içindir,” diyor.
Cumhuriyet Gazetesinden bir haber:”PKK-AKP ruh ikizi, Karayılan:(PKK’nin Karayılan’ı) Ateşkes için devletle anlaştık,” diyor.
Bu yazıları da okuduktan sonra olayları düşüncelerimin süzgecinden geçirmeye çalışıyorum. Evet diyeceğini açıklayanlara bakıyorum. İktidar partisi, Apo ve yandaşları (Oylama sonucuna kadar sözde ateşkes ilan ettiler), Barzani, Talabani’nin de ağzının salyalarını akıtıyorlar. Rumlar, ABD, AB de desteklerini açıklıyorlar. Kurtuluş Savaşında, Lozan’da yapamadıklarını, başaramadıklarını yasa değişiklikleriyle yaptırmaya çalışıyorlar. İnsanın kafası karışıyor. Bunlara ne oluyor ki?
Apo, en lüks yataklarda yatarken, onu yakalayan kahraman askerlerimiz PKK’lılarla beraber yatıyor. Amerika değil miydi Irak’ta askerlerimizin başına ÇUVAL geçiren? Şimdi ne oluyor da Evet’i destekliyor?
Sanıyorum benim pek de anlayamadığım gizli amaçları var Türkiye üzerinde… Biz bu yurdu, binlerce şehit kanıyla sulayarak onlar için mi kurtardık? Benim aklım karıştı beyler. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, PKK’yla savaşırken kanlarını bu topraklara seve seve akıtan şehitlerimizin kemiklerini sızlatmamak için bu Anayasa oylamasında ben ‘HAYIR’ oyu kullanacağım.
Bu bir genel seçim değil. Genel seçim olsa dört yıllığına seçeriz. Anayasa demek Türkiye Cumhuriyetinin temel taşı demektir. Bu da büyük bir uzlaşı ile hazırlanmalı. Anayasa değişikliği tek tek oylansa benim de içinde ‘evet’ diyebileceğim maddeler var ama bunlar oltaya takılmış yemden başka bir şey değil…
Yarın pişman olup da ‘Keşke’ dememek için HAYIR oyu kullanacağım. Sizler de düşünerek kararınızı verirsiniz. Ulusumuz için hayırlı olsun.