ANKET
Bugün Referandum Olsa Evet mi Dersiniz Hayır mı ? (Anket Sonuçlandı)
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,5153
EURO
1,9216
IMKB
60.608
HAVA DURUMU
Ankara 11 / 31 °C
İstanbul 20 / 26 °C
İzmir 17 / 34 °C
Aydın 17 / 32 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Etem ORUÇ
FIKRA BU YA

Ormanların kralı, bir kükreyişiyle herkesi korkutan koca aslan, bir gün inim inim inlemeye başlar. Herkes kaçsa da eşek dayanamaz derdini sorar. Derin bir ah çeken aslan: “ Sorma eşek kardeş, bir sevdaya düştüm ki yandıkça yanar içim. Dere kenarında Yörük kızı Yeter'i gördüm, vuruldum. Yörük'ten istesem verir mi hiç.”

            Bu sözlere duyan eşek: “ Ne demek Sayın Kralım. Sizi gibi ormanların kralına vermeyecek de kime verecek kızını. Hele ben gidip görüşeyim,” der, gider.

Yörük ile görüşen eşek sevinçle döner. Aslana:           

“ Sevgili kralım Yörük'le görüştüm.' Ben kızımı ormanların kralına vermeyeceğim de kime vereceğim,' dedi. Ama küçük bir ricası var. Benim kızım çok naziktir. Aslanın dişleri ve pençeleri kızımı incitebilir. Dişlerini ve pençelerini söküp gelsin de kızımı seve seve vereyim.”     

Sevda bu ya aslan fazla düşünmeden dişlerini ve pençelerini söktürüp Yörük'ün yanına varır. Yörük aslanın dişini ve pençelerini bakar. Zararsız hale geldiğini anlayınca da kapı arkasına sakladığı meşe sopasını eline alıp- Allah yaratmış demeyip- bir güzel döver. Her yeri kan içinde kalan aslan ormana doğru kaçarken avaz avaz;                                    

           “ Ben bir hata yaptım dostlar. Siz siz olun, eşeklerin aklına uyup da öz benliğinizi yitirmeyin!” diye bağırır

 Anadolu'da Atatürk'ten ilk tokadı yiyen sömürgeci devletler de Lozan Antlaşmasını da içlerine sindiremediler. Silah gücüyle öcünü alamayacaklarını bilen emperyalist devletler, ince ince taktik geliştirdiler. Türklerin karakteristik yapısını, onları bir arada tutan kültürel değerlerini bir bir araştırdılar.                                                                                                          Öncelikle Atilla İlhan'ın dediği gibi İçimizde barındırdığımız hain kadrosuyla işbirliği yaptılar. Paralı yazarlar aracılığıyla dilimizi, kültürümüzü, bizi biz eden değerlerimizi yok ettiler. Eğitim kurumlarımızı yozlaştırıp kimliksiz, kişiliksiz, sorumsuz kişiler yetiştirdiler.     

Sırtımızı okşayıp,” Sizi AB'ye alacağız” diye kendi elimizle yasalarımızı değiştirtip yeraltı ve yer üstü değerlerimizi çiğnemeden yutulacak hale getirdiler. Lozan antlaşmasını hâlâ tanımayan ABD'nin öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti'nin dişleri olan Türk ordusunun önce başına çuval geçirdiler. Fazla ses çıkaran olmayınca da kahramanları yargılamaya başladılar.

Cumhuriyetimizin bekçisi olan aydınların da pençelerini sökmek, korku verip susturmak için sorgusuz sualsiz tutukevlerine doldurdular. Erekleri dikensiz gül bahçesi yaratarak rahatça yayılmak.  

Sömürgecilere söyleyecek bir sözüm yok. Onlar doğası gereği dünyayı sömürmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar ama acaba biz yurtseverler ne yapıyoruz? 

Nazım bir şiirinde şöyle diyor: “ Be hey kaburgalarında ateş bir yürek yerine/ idare lâmbası yanan adam!/ Be hey armut satar gibi/ Ülkeyi, sanatı okkayla satan/ Ettiğin kâr kalmayacak yanına!”  Tarih bunun örnekleriyle doludur.                                                                

Sözüm o kadife kulaklı, halkımızın yükünü taşıyan eşeklere değil, insan gibi yaratılıp da eşekleşenlere… Karanlığın üzerine bir güneş gibi doğduğumuz gün kaçacak delik arayacaksınız. Kurtuluş Savaşı sonunda olduğu gibi…  

 

Bu yazı toplam 211 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR