ANKET
NAZİLLİ'NİN VEKİLİ SİZCE KİM OLMALI?
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,8425
EURO
2,3165
IMKB
54.885
HAVA DURUMU
Ankara 10 / 22 °C
İstanbul 15 / 21 °C
İzmir 13 / 22 °C
Aydın 12 / 24 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erhan TIĞLI
KADIN MI KİTAP MI, HANGİSİ DAHA ÇOK OKUNMALI?
21.02.2011 15:23

Gazetedeki haber ilgimi çekti. Şunlar yazılıydı: “Şeytan Ayetleri yazarı Salman Rüşdi’nin evliliği bitmek üzere. Yazardan 26 yaş küçük olan eşi Hintli model Lkshmi(31) ‘Sürekli kitap okuyor, cahil olduğumu öne sürüp beni aşağılıyor. Artık ondan sıkıldım’ dedi. Boşanma tazminatı olarak 20 milyon dolar isteyeceği belirtiliyor.”

Aradaki yaş ve kültür farkına bir bakalım. Manken hanım yazarımızla ünlü olduğu için evlenmiş belli ki. Onunla gündeme gelecek, gündemde kalacaktı. Umduğu buydu herhalde. Yazarımız artık eskisi gibi ünlü değil, gündem oluşturamıyor, yani manken hanıma bir yararı dokunmuyor. Yazması için okuması da gerek. Kızımız ise gezip tozmak ister. Bu durum ister istemez kavgaya yol açar. Kitap okuyan insan pek fazla konuşmaz, kitaplarına gömülür. Genç ve güzel kadın ilgi ister. O da kitap okusa ya da yazar kitap okumayı azaltsa anlaşırlar ama evli çiftler özveriyi karşılarındakinden beklerler nedense...

Eskiden kadınlara laf atanlar, “Kitap gibi kadın, çevir çevir oku!” derlerdi. Şöyle bir düşünürsek, doğru bir söz bu; Kadınlar bu söze sevinmeli aslında. Oysa bizde hemen, “terbiyesiz” diye yüzlerini buruştururlar. Kendilerine çok güzelsiniz dense bile yüzleri hemen ekşir bizimkilerin. Batılı kadınlar ise iltifat kabul edip teşekkür ederler böyle güzel sözlere.

Kadın bir kitap gibi okunmak ister. Onları erkekler iyi okumalı, sindire sindire okumalı, nasıl olduklarını görmeye, içeriklerini iyi anlamaya, öğrenmeye, özümsemeye çalışmalı, dış görünüşlerine bakıp hüküm vermemeli, yorum yapmamalı.

Okumak deyince şu fıkra aklıma geldi:

Genç ve güzel bir kız hocayla evlenmiş. Onun sayesinde rahat edeceğini, tarla bahçe işlerinden kurtulacağını düşünmüş olmalı. Neyse, burasını geçelim, zülfi yâre dokunmayalım.

Hoca iyiymiş, anlayışlıymış, karısını tarla bahçe işlerinden kurtarmış ama onunla pek ilgilenmez, gece gündüz kitap okurmuş. Okuduğu kitaplar eski yazıyla yazıldığı için kadın onları hep kuran sanırmış. “Bu kitap gece gündüz böyle niye okunuyor, hoca nasıl olsa mesleğini eline almış, hoca olmuş. Bundan sonra okumasına gerek var mı?”diye düşünen kadın bir sabretmiş, iki sabretmiş. Günlerden bir gün süslenip püslenerek açık bir giysiyle ve eline bir meyve tabağı alarak hocanın karşısına geçmiş:

“Elma, üzüm getirdim yesene, şerbet getirdim içsene” diyerek dudaklarını, yanaklarını, vücudunu işaret etmiş. Hoca istifini bozmamış, okumayı sürdürmüş.

Kadın büsbütün kızmış, “Dilini mi yuttun, bir şey söylesene!” diye bağırmış.

Hoca, “Senden bir şey isteyen oldu mu?” diye onu terslemiş.

Kadının sabrı taşmış, bohçasını aldığı gibi kapıya doğru yürümüş:

“Sabah kuran, akşam kuran; Kör olsun bu evde duran!” diyerek kaçıp gitmiş.

Şeytan Ayetleri yazarı da arada sırada şeytana uysaydı, karısı kendisinden boşanmaya kalkmazdı. Ya bu kitabı okuyacaksın ya da okuyamayacağın kitabı almayacaksın!

Bir de şu var: Ev küçükse ve koca kitaba çok düşkünse, evin her yerini kitaplarla doldurmuşsa kadın haliyle kızar, kendi eşyalarını koyacak yer bulamaz, bunalır. Kitaba verilen parayla başka şeyler alınacağını düşünür. Hele o aile dar gelirliyse kavga çıkar.

Erkek her sözü edilen kitabı almaya kalkışmamalı, arada sırada arkadaşlarıyla kitap alışverişi yapmalı, karısına kitap okumayı sevdirmeye çalışmalıdır. Kimi kadınlar ev işlerinden kitap okumaya fırsat bulamadıklarını söylüyorlar. Televizyon seyretmeye vakit bulabiliyorlar ama! Hiç düşündünüz mü, boş vaktiniz olmasa bile günde bir sayfa kitap okusanız, yılda 365 sayfa kitap okumuş olursunuz. Halk kitaplıklarından yararlanmak da bir başka çözüm yoludur. Arada sırada gittiğimde ödev yapma zamanı gelen gençleri görüyorum, orta yaşlı, yaşlı kişileri pek göremiyorum oralarda. Ama kahveler, meyhaneler, futbol sahaları dolu. İstanbul’da oturanlardan kaçı Taksim’deki Atatürk Kitaplığına gitti acaba? Orayı özellikle belirtiyorum. Çünkü öyle güzel bir yerde kurulu ki, kitap okurken denizi de seyredebiliyorsun, Boğaz manzarasıyla kendinden geçiyorsun. Arada sırada da kültür sanat etkinlikleri oluyor, resim sergileri açılıyor, konferanslar veriliyor...

Kadınlar, kızlar kültürlü erkekleri severler. Onlarla evlenmek, birlikte olmak isterler ama evliliklerini, birlikteliklerini pek sürdüremezler. Yazarlarla evlenen kadınların bir süre sonra onlara ayak uyduramayıp boşandıklarını görüyoruz. Aziz Nesin, Arthur Miller, Orhan Pamuk evliliklerini sürdüremeyen yazarlardan birkaçıdır. Daha birçok örnek verebiliriz.

Sözü daha fazla uzatmayalım.

İster evli olsun, ister birlikte yaşasın, her çift hem birbirini okumalı hem de kitap okumayı sürdürmelidir. Böylece birbirlerini, dünyayı daha iyi anlarlar, gerçekleri daha iyi görürler; aşkları, sevgileri kültürle, sanatla beslenir ve kolay kolay yıkılmaz.

Bu yazı toplam 373 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR