ANKET
NAZİLLİ'NİN VEKİLİ SİZCE KİM OLMALI?
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,7535
EURO
2,3060
IMKB
60.675
HAVA DURUMU
Ankara -5 / 3 °C
İstanbul 4 / 8 °C
İzmir 4 / 10 °C
Aydın 4 / 11 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Osman GİRGİN
KIZIL ÇİN

Dünya var olduğundan bu güne Türk Milleti devlet, millet ve topluluk olarak varlığını devam ettirmektedir. Devamlı ayakta kalan ve varlığını dosta düşmana kabul ettiren bu millet, tarihin birçok döneminde zor anlar yaşamıştır. Bu dönemleri birlik beraberlik, inanç, cesaret, adet, gelenek ve göreneklerini yaşayarak yani töresini unutmayarak aşmıştır.

            Bugün yine bu zor durumları yaşayan milletimiz, gerek Türklüğün ocağı Anadolu'da gerekse Türklüğün öz yurdu Türkistan'da ve dünyanın birçok yerinde sıkıntı ve ateşle imtihan edilmeye, milli ve manevi değerlerinden yoksun bırakılmaya çalışılmaktadır.

            Ama şurası unutulmamalıdır ki, Türk Milleti tarihin her döneminde kurduğu bütün devlet ve imparatorlukları sıkıntı ve çile içerisinde kurmuştur. Yani bu çile, ızdırap ve insanlık dışı hadiseler Türk milletini kendine getirip yeniden dünya devleti yapacaktır. Yani unutmamak gerekir ki, karanlık gecelerin nurlu ve aydınlık sabahı olacaktır. Gece karanlığın zirvesine varmadan şafak sökmez.

            Bütün bu dualarımız ve temennilerimiz hem Türk milletinin şuandaki durumu ve bekası içindir, hem de 21.yüzyılda uygar dünyanın, kör, sağır ve yamyam milletlerinin seyrettiği, Çin işkencesi altında inleyen Doğu Türkistan daki soydaşlarımız içindir.

            Tarihin her dönemindeki dertlerimiz aynı. Millet olarak özelliklerimizin birçoğunu koruyoruz. Bizi tanıyan, bilen ve analiz eden düşmanlarımız hep zayıf yönlerimizden vuruyorlar. Zaaflarımızı kullanıyorlar. Bakınız bundan bin iki yüz, bin üç yüz yıl önce yazılan Orhun (Göktürk) Abidelerinde milletimize nasıl sesleniliyor:

            -“Türk Oğuz beyleri, kavmi, işitin yukarıda gök basmasa, aşağıda yer delinmese, Türk Milleti ülkeni, töreni kim bozar.

            —Türk Milleti tokluğun değerini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin.”

            Evet, bugün dönüp baktığımızda hem kendi eksikliklerimizi hem de bizi bu hale nelerin getirdiğini tarihi bir pencereden görmüş oluyoruz. Millet olarak hiçbir zaman düşmanlarımızın uyuduğunu ve yok olduğunu düşünemeyiz. Dünya hiçbir zaman kendi gibi düşünmeyen veya ben de millet olarak varım diyen bir topluluğa tahammül edemiyor. Ne istiyor?

            Ne olduğu belli olmayan, inancı, töresi, ülküsü olmayan, sürü halinde yaşayabilen insan toplulukları ve suni devletler istiyor.

            Millet olarak tarihin hiçbir döneminde bağımsızlığından ve özgürlüğünde ödün vermeyen ve esir yaşamayı zül kabul eden, esir yaşamaktansa hür şehit olmayı tercih eden Türkler yine tarihin en vahşi, acımasız ve insanlık dışı olaylarına maruz kalmaktadır.

            Altmış yıldan bu güne insanlık dışı eylemlere maruz kalan Doğu Türkistanlı soydaşlarımız 5 Temmuz 2009 tarihinde Urumçi'de barışçıl şekilde protesto yürüyüşüne çıkan kadın, çocuk ve gençlerin Çin Hükümeti tarafından hunharca bastırılması acaba hangi uygarlık ve medeniyetin yansımasıdır.

            Olayların başlamasından bugüne kadar şehit olan yaklaşık iki- üç bin neferin Doğu Türkistan bağımsızlığı için kendini feda ettiğini biliyoruz. İnşallah bu, yeni, bağımsız, hür bir Türk Devletinin doğum sancıları olacaktır. Türk Milletinin doğuşu hep böyle zor ve meşakkatli olmuştur.

            Asırlar önce (M.S.639 yılında) kırk çerisiyle birlikte Çin Sarayına basarak, tarihin altın sayfalarında yer alan, bağımsızlık sembolü haline gelen Kürşad'ı, ne tarih, ne Çinliler nede milletimiz unuttu. İşte bağımsızlık ateşi düşünce insan böyle olur. Koskoca bir devletin karşısına kırk bir kişi bile çıkıverirsin. Ne oldu?

            Evet, sabahlara kadar savaşıp, kötü hava şartlarında etkisiyle hepsi teker teker şehit oldular. Fakat bir dikilen bayrak bir daha inmedi, bağımsızlık ateşi söndürülmedi ve ikinci Göktürk Devleti Kürşad'ın izinden gelenler tarafından tekrar kuruldu. Şimdi ikinci bir Kürşad'mı beklenmektedir? Milletimizin Kürşad'ları bitmez. Daha orada ne Kürşadlar vardır. İşte bu olaylardaki alevler, Doğu Türkistan'ın bağımsızlık meşalesinin alevleridir. Ne yazık ki meşalenin gazı şehid kanları olmaktadır. Allah hepsinden razı olsun.

            Şu zülüm yapan, insanlık dışı uygulamaları normal hareketler gibi gösteren, yamyam ve hunharca uygulamaları içişlerimiz diye açıklama yapan, altmış yıldan bu güne soydaşlarımızın çocuk yapma haklarını bile doksan dokuz mazeretle ellerinden almaya çalışan, yedi sekiz aylık bebekleri anne karnından aldıran, siyasi ve ekonomik baskılarla yirmi, otuz milyon soydaşımızı inleten Çin komünizmi değil mi?

            Buda gösteriyor ki: Ülkemizde ve dünyada yıllarca karışıklık ve çatışma yaratan; eşitlik, kardeşlik söylemleriyle çaresiz, cahil birçok insanı kandıran komünizm safsatasının insana bakışını ortaya koyması bakımından da önem arz etmektedir.

            Burada ve başka bölgelerde Kızıl Çin'in yaptıklarını seyreden, destek olan, göz yumanlar tarihin kara sayfalarında yerlerini alacaklardır. Unutulmamalıdır ki, bunlar gelecekte tarih önünde hesap vereceklerdir.

            Türkiye Cumhuriyeti olarak da, milleti ve devletiyle bütünleşip doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanında olacağımızdan eminim. Bu konuşma ve temennilerden ileriye gitmesi gerekir. En az Davos'daki tepkinin fiiliyata dönüşmesi şeklinde olmalıdır. Çünkü bu, kanında Türk kanı bulunan herkesin sahip çıkacağı, hatta bu konuda yarışacağı dini ve milli bir davadır. Dünyanın neresinde olursa olsun Türk kardeşimizin sevincini ve tasasını paylaşmak bizim milli bir görevimizdir.

            Tabi burada bizimde yapmamız gerekenlerde yok değil. En azından Çin mallarını almamalıyız. Çünkü verdiğimiz her para Doğu Türkistan'a zülüm olarak dönecektir. Bunların yerine dengi malları alabiliriz. Keşke bizim ülkemizde de küçük kobilere ve Anadolu kaplanlarına imkân verilse biz Çin'i geçeriz de o bambaşka bir konu. Böyle yaparak en azından yangına bir kova su taşımış oluruz.  

            Ben buradan tarihten bu güne, Allah rızası ve milletin bekası uğruna can veren şehid soydaşlarımıza rahmet, geride kalan ve aldıkları sancağı yere düşürmeden yollarına devam eden kardeşlerimize sabır ve mücadele gücü niyaz ediyorum.

            Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti'ni görmek dileğiyle

            Allah Müslüman Türk'ü korusun ve yüceltsin. 

            Muhabbetle…

Bu yazı toplam 887 defa okunmuştur
Abideler
Etem Oruç
Türklerin kimliği yazıtlarda,törelerde, nakışlarında gizlidir.Orhun anıtları, içinde Türk adı geçen ilk Türk anıtıdır. Ondan öğreneceğimiz çok şey var. İkinci Türk adı da Atatürk'ün Türk gençliğine söylevinde geçmektedir. Çözümü içimizde arayalım.
31 Temmuz 2009 Cuma 11:11
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR