ANKET
NAZİLLİ'NİN VEKİLİ SİZCE KİM OLMALI?
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
1,8425
EURO
2,3165
IMKB
54.885
HAVA DURUMU
Ankara 10 / 22 °C
İstanbul 15 / 21 °C
İzmir 13 / 22 °C
Aydın 12 / 24 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Etem ORUÇ
KUTSAL SUYUMUZ RAKI MIYDI?
24.01.2011 18:02

Bu günlerde bir içki yasaklama tartışması sürüp gidiyor. Eroinin, kokainin bu denli yaygınlaştığı, uyuşturucunun 12, 13 yaşındaki çocuklarımıza kadar ulaştığı bir ortamda uyuşturucuyu savunacak değilim. Geleceğimiz olan gençlerimizin bu kirli tuzaktan mutlaka kurtarılması, paradan başka bir şey düşünmeyen kan emicilerin temizlenmesi gerekir.

Benim sözünü etmek istediğim şey Türk Rakısının ne zaman ve nereden geldiğidir. Orta Asya’da yaşayan atalarımız Şamanizmi inanırken, doğayla iç içedirler. O günün koşullarında Şaman, bilinçaltını açığa çıkaran bir uzman hekimdir. Tütsüler, danslar ve müzik töreni birer araçtırlar. Bu törenlerin temel içeceği de “Rakı”dır.

Bu inanç sisteminde Rakı bir simgedir. Ölü definlerinde, ölü evinde yemek yemede rakı da vardır. Rakı kutsal bir arınma aracıdır. Gidenin ardından rakı dökme geleneği günümüzde su dökme ile yapılmaktadır. Rakı’nın bu denli güçlü varlığı, bu köksel inancın sosyalleşmesi olarak yaşantımızda devam eder. Şaman duası, bu yaşamın felsefesidir: “Bu yeri bırakıp gidenlerin birincisi sen değilsin. Düşünme, üzülme! Et ye, Rakı iç!”

Ölünün ardından, yemekle birlikte Rakı içilmesi, dualarda rakının kullanılması, savaşa gidenlerin ardından rakı dökülmesi, “Rakı”nın toplumsal inanç ve yaşamdaki yerini anlatır. İslamiyetle birlikte gidenlerin ardında rakı dökme geleneği suya dönüşmüştür. Ancak, törensel yemeklerde, düğünlerde, kutlamalarda “rakı İçme” geleneği yerini korumaktadır. Anadolu Alevilerinin cem törenlerinde rakı geleneği hâlâ yaşamını sürdürmektedir.

Bu geleneğin kökenini iyice araştırmayan bazı yazarlar, Cem Törenindeki rakının Akyazılı Sultan ile girdiği yolunda tezler ileri sürmektedir. Karaman Beylerinin, Türkmen Emirlerinin, dede ve babalarının “Rakı Sofraları” Şaman geleneğinin uzantıları olarak değerlendirilmelidir.

Bugün de Türk coğrafyasında rakı kullanımı etkinliğini sürdürmektedir. Azeri Türkleri rakıyı çeşitli meyvelerden yapıp susuz içmektedir. Üzüm, dut, incir, kızılcık gibi meyvelerden rakı üretilir. Şamanist inancının verileri, rakı ile sınırlı değildir. Anadolu’ya taşınan birçok gelenek ve doğaseverlik bu inanç kaynağından gelmektedir.

Günümüzde Batılıların da ilgi gösterdiği bitkisel ilaç ve tedavi şekilleri Şamanistlerin ne denli ileri olduklarının bir kanıtı değil midir? Bugünkü tıp da şamanların “Ot kültürü”ndeki yeriyle yakından ilgilenmektedir.

Türk rakısı yabancılara satılsa da insanı ve doğaya tapan, hümanizmin kaynağı olan, çevreye zarar vermeyen Şamanizmi ben kendime yakın hissediyorum. İnanıyorum ki bu aç gözlü sömürgeci güçler, Kızılderilerin de dediği gibi,” bir gün kendi pislikleri içinde boğulacaklar.”

Bir şeyi düzeltelim derken bizi biz eden kültürümüzü, gelenek , görenek ve köklerimizi yok etmeyelim. Köksüz, hiçbir varlık yaşamını sürdüremez.                                                                                                                                                                         

Not: Yararlandığım Kaynak, A. Munis Armağan’ın Asya’dan Anadolu’ya Türklerin Anı Defteri adlı yapıtı.                 

Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur
Pes yani!
Bilirkisi
Insani dogru akil halinden alikoyan bir maddeyi tuketmek senin kulturunun bir parcasi ise, sen o kulturu ve de secereni tekrar bir gozden gecir istersen...
04 Şubat 2011 Cuma 14:29
merhaba
erhan tığlı
Haklısın, köksüz olmamalı ama rakı muhabbetine girdin mi kızar adları ak, ruhları karalar.Ben seni rakı içerken görmedim, yoksa rakıcı mı oldun dostum? Ben kırmızı şarapçıyım. Mey kırmızı şaraptır ve de sevgilinin dudağıdır da...
03 Şubat 2011 Perşembe 18:44
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR