İnsan geçmişiyle, geleceğe bakarak yaşar.Geçmişimizin iyi olması nasıl bizlere hız ve haz veriyorsa, devlet ve milletlerin tarihleri de şan ve şöhret vermektedir.Bu, tabi ki geçmişi olanlar için geçerlidir.Yoksa üç buçuk geçmişle kendini ot değil ağaç zandedenler birgün kendi balonlarının patlamasıyla denizlerinin içinde boğulacaklardır.
İşte tarihin altın sayfalarını savaş meydanlarında oluşturan ecdadımızın yanında onlara heyecan ve güç veren, dosta güven düşmana korku veren mehter takımı yıllardan sonra güzel Nazilli’mizin tarih ve kültür faliyeti olarak gösterinimine girmiştir.Bu mehterin oluşmasında başak Belediye Başkanımız Haluk Alıcık olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bu bizi tarihin derinliklerinden alıp atînin güçlü uygarlıklarına götürecektir.
Dünyanın en eski askeri bandosu olan mehteri Orhun Kitabelerinde görürüz.Osmanlı Devletine Anadolu Selçuklu Türklerinden geçmiştir.
Osman Gazi’nin kurduğu Beylik, Bizanslar karşısında başarılar elde etmesi ve topraklarını genişletmesinden dolayı Anadolu Selçuklu Sultanı’na hediyeler göndermiştir. Anadolu Selçuklu Sultanı’da karşılığında Kara Balaban Çavuş vasıtasıyla 1284 tarihinde Osman Gazi’ye kutlamış ve Emirlik payesi ve İstiklal sembolü sayılan tuğ, hakkaniyete sembol olarak davul nakkare, adalete temsilen beyaz sancak göndermiştir.
İşte bunlarla birlikte osmanlılarda ilk mehter konseri Bilecik ilinin Söğüt ilçesinin Büyük Mescid Meydanı’nda ikindi vaktinde verilmiştir.
Başta Osman Gazi olmak üzere bütün silah arkadaşları ve bulunanlar Selçuklu Hükümdarı’na saygı olsun diyemehteri ayakta dinlemişlerdir.Yüzyıllar boyu savaşta ve barışta dost ve düşmanı ayırt eden mehter takımı böylelikle kurulmuştur.Ayakta dinleme adeti devam edip gelmiştir.
Önceleri hem çalışma, hem de milleti galyana getirmek için günde beş defa namazlardan önce çalınan mehter II.Mehmet döneminde yalnız ikindi namazlarından önce çalınmaya başladı.
İlk olarak mehter takımı İstanbul’un fethinde büyük aşk ve heyecan vermiştir. Günlerden beri muhasara altında bulunan İstanbul’a fatih Sultan Mehmet binlerce ulamanın tekbir sesleri ve 300 kişilik mehter takımının çalmasıyla gökgürültüsünü andıran kalp ve ruhları çosku ve heyecan veren atmosferle hucum etmiş ve girmiştir.Zaferden sonra ezan okunup mehter çalınmıştır.İşte mehter Osmanlıda zafer marşı ve zafer takımıdır.
Mehter takımı yüzyıllar boyu üç kıtada savaşta ve barışta önemli görevler yapmıştır.Özellikle savaşlarda düşman askerinin moralini o kadar bozuyordu ki, düşmanlar Türk Sancağı’ndan önce mehteri susturmaya çalışıyorlardı.Bugün mehteri kızarak dinleyenler veya seyredenler bir kere daha düşünmelidirler.
Mehterhane 1828 yılında II.Mahmut tarafından kapatıldı.Mehter takımı kaldırıldı.Yerine Avrupa şartlarında veya kültüründe bir askeri bando kuruldu. 1914 yılında Askeri tarafından yeniden kuruldu. Bazı eklemelerle tarihi bir hüviyet kazandırıldı.Böylece 1935 yılına kadar gelen mehter tekrar kapatıldı. Bu kapatma 1952 yılına kadar sürdü.1952 yılında tekrar Askeri Müze bünyesinde kurulan mehter günümüz mehter takımlarının öncülüğünü yaparak bu mirası bize kadar ulaştırdı.
Mehterhane dost, sevgi, birlik ve kahramanlık ocağıdır. Mehteri kendine has özellikleriyle korumak yaşatmak gelecek nesillere bırakmak her Türk’ün görevidir.
İşte bu görev ve sorumlulukla Nazilli Belediyesinin kurduğu, Nazilli’mize ve yüce Türk Milleti’ne hediye ettiği mehter takımı 53 kişi den oluşan ve 6 kat denilen Türkiye’nin en büyük mehter takımlarından biridir.Bu kültür mirasının kıymetini ve değerini bilmeliyiz.
Mehtere söylenecek her kem sözün dost tarafından söylenemeyeceğini bilmeliyiz. Gösterilen hertürlü fedakarlık, saygı, sevgi ve hoşgörünün şanlı tarihinize, necip milletimize ve kahraman ecdadımıza olduğunu herkese anlatmalıyız.Tabi ki, mehter takımındaki arkadaşlarımında kendilerinin kim ve hangi görevi yerine getirdiklerini bilecek sorumluluk ve biliç içerisinde olduklarından eminim.
Kültür bir milletin egemenliği kadar önemli olmazsa olmazlarından biridir.Ne olur bunuda içini boşaltığımız değerlerimizden yapmayalım ve gereken değeri verelim.
Not:Geçen günü Nazilli 5 Eylül İlköğretim Okulu’nun yanından geçerken zil yerine çalan müziklerden bir melodi duydum.Hangi kültürün ve milletin olduğunu bilmediğim ve bizim ilköğretim öğrencilerine ne verebileceğine akıl erdiremediğim apaçi dansı müziği çalıyordu. Ne olmuş koşkoca Türk kültürüne, ne olmuş müziklerimize? Kendi kendime düşünmeden edemedim:
-Kendi kültürünün müzikleriyle coşmadan dünya devleti olan millet var mı acaba?
Muhabbetle…