Tuhaf.. Bazen o kadar tuhaf şeyler hissediyorum ki, bu nedir? Nasıl yaşanır? Ya da nasıl atlatılır sorularına kendimi bırakıyorum.
Aslın da çok şükür büyük bir derdim, sorunum yok. Asıl olan yaşadığım bu şey tipik. Yani insanca olduğunu çevremdeki diğer insanlara bakınca adlandırıyorum.
Etrafımı saran her şey yalan geliyor çoğu kez. Çoğu kez emanet yaşadığım bu hayatın tekdüzeliği belki siperimden çıkmış haldeyken öylece hedefin tam ortasındayken böyle oluyor.
Belamı da aramadığımdan eminim aslında ama bu boşluk duygusu sardığında benliğimi acizliğimden gördüğüm, yaşadığım şeylerin farkına varıyorum.
Bu duyguları sevmiyorum.
Öyle ki, kendimi tanımlarken en önce sevdiğim şeyler hakkında yorum yaparım, sevmediklerim değil.
Yani sevdiğim şeylerle varım diyebilirim.
Fakat bu duygu algıma hakimken hayatta pirincin taşları gibi sevmediğim, korktuğum anlar hep bilincimde kalıyor.
Eğile büküle yaşamak, doğamızdaysa eğer belki bu bir hastalık değil diyorum kendime.
Şimdiye kadar bilinen güzelliklere dönüşmeye çalışırken hatta bu beni ben yaparken, yaşadıklarım pirincin kalitesini gösteren bir ruhsat gibi.
Okuyorum, bu aralar daha çok kitap okuyorum. Eskiden okuduklarımı tekrarlıyorum.
Belki oralara sıkışmış bir hayat vardır….
Sevgiyle.