Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim
| DOLAR | ![]() |
1,7645 |
| EURO | ![]() |
2,3275 |
| IMKB | ![]() |
59.332 |
| Ankara | -8 / 0 °C |
| İstanbul | -1 / 2 °C |
| İzmir | -2 / 8 °C |
| Aydın | -2 / 8 °C |
![]() Osman GİRGİN
|
İnsanlar dünyanın gelişmesinden ve uygarlığın artmasından mutlu olurlar. Fakat dünya gelişirken, uygarlık dediğimiz değerler bir bir kendini belli ederken biz bir şeylerden ödün mü veriyoruz acaba?
Tarih boyunca insanların çabası ve çalışmaları sonucunda bilim ve teknoloji gelişirken insanoğlu kendini insan yapan değerleri yitiriyor mu?
İnsanın iç dünyası ve ahlak diye nitelendirdiğimiz değerlerde zedelenme olmadan gelişme mümkün değil mi acaba?
Günümüzün çağdaş veya uygar dünya dünyasının kuralı olarak bildiğimiz kuralları ilan edenler insanlığın duygularıyla oynamak mı istiyorlar?
Kapital dünyanın tek hedefi insancıl bir dünya ve düzenlerden uzaklaşıp, güçlünün ayakta durabildiği orman kurallarının geçerli olduğu bir yeryüzü mü acaba?
Bu düzenden kendilerinin karlı çıkabileceklerinden nasıl emin olabiliyorlar?
Çünkü insani değerle yönetilen dünyada günümüzün bencilliği, vurdumduymazlığı, münafıklığı, gammazlığı, yalancılığı, nereden olursa olsun benim olsun mantığının olması mümkün değil. İşte tarihten altın bir örnek:
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman'ın günlerce dolaşıp yıllık zekâtını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını, bunun üzerine zekâtının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de;Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen şehrimizde zekâtımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al! diye yazdığını Ve bu kesenin 3 ay kadar ağaçta asılı kaldığını bilmemiz yerli değil mi?
Günümüz insanları olarak hepimizin, tarihten ve yaşadıkları dönemlerde birer ışık olmuş şahsiyetlerden öğreneceğimiz o kadar çok hadise var ki saymakla bitmez. Fakat biz bizden olmayan, bizim gibi yaşamayan hatta bize tarih boyu zarar vermiş insan ve toplulukların peşinden gitmeye devam ediyoruz.
Tarihin her döneminde kendinden söz ettiren, dünyaya yön veren, insanlığa ışık ve lider olan bir milletin evlatlarına bu davranışlar yakışmıyor. Hala dünyanın birçok yerinde ve birçok kurumunda bizim ecdadın yönetimi, hoşgörüsü, mertliği, zekâsı ve maneviyatı incelenip kendilerince hayata geçirmeyi planlıyorlar.
Bugün aynı şeyleri biz yapıyoruz desek, kendi içimizdeki tarihinden, dininden, milliyetinden yoksun kişiler karşımıza geçip engel olacakları aşikârdır. Çünkü biz, ecdadımızdan ve tarihimizden utanır hala gelmişiz. Ama unutmayalım ki kurtuluşumuzun tek reçetesi budur.
İsterseniz şimdi çağ kapatıp, çağ açan II. Mehmet'i fatih yapan hocalarından biri olan Akşemseddin (K.S.) Hazretlerinin nasihatlerini bir göz atalım:
Ey oğul! Her işe besmele ile başla.
Daima abdestli ve temiz ol.
Namazlarında tembellik etme. Kaza ve kaderin haktan olduğunu bil. Sana ulaşan nimete şükret, belaya sabret; sakın Allahü Teala'ya isyan etme.
Kimseden incinerek sitem etme ve kimsede senden incinmesin. Kimsenin kabini viran eyleme.(yılma)
Kardeşine ulaşan nimete asla haset etme.
Kimseyi kötüleme, yalan ve iftiradan sakın. Kardeşinin kusurlarına görme.
Ananı ve babanı duadan ihmal etme. Senden büyük kimsenin önünde yürüme.
Yalnız sefere çıkma.
Çok uyumak hastalığa sebeptir.
Geceler uyanık ol (namaz ve zikirle meşgul ol),seher vaktinde Kuran-ı Kerim oku. Gece, gündüz Allahü Tealaya dua ve ilticada bulun.
Allahü Teala'ya daima hamd et, azabından kork. Hep Salih kimselerle otur.
Dünya sultanlarının iltifatıyla sevinme. Dünyanın geçici sevinci seni oyalamasın.
İhsan ve ikramın bol olsun, sakadakı ihmal etme.
Sırlarını ifşa eyleme.
Kendini başkalarına medh eyleme.
Bu günden yarının tasasını çekme.
Na-mahreme sakın bakma, gaflet verir.
Sofradan düşeni yemek, zenginliğe sebeptir.
Daima edepli ol; ikram ettiğini de mütevazı ol.
Dişini tırnağınla kurcalama.
Evinde örümcek ağı olmasın.
Elbiseni üzerinde iken dikme.
Allahü Teala'ya isyandan sakın ki, hafızan ve zekân artsın.
Sahipsiz mala elini uzatma.
Ölümü aklından hiç çıkarma.
Tabiî ki bu uyarıları dikkate alanların dünya hükümdarı veya dünyanın bahsettiği millet olduğunu biliyoruz. Fakat hastalığı ve reçetesi belli olan bir yaraya tedavi etmemek kimin işine geliyor acaba?
Yoksa birileri biz bu işe el atmasın diye mi bizleri bin bir türlü dertlerle uğraştırıyor acaba?
Dün olduğu gibi, bugünde, içimizdeki düşmanlar ve kardeşi kardeşe kırdırmakla mı yolumuzu kesmeye çalışıyorlar acaba?
Tarihin ibret alınmadığı zaman tekerrür edeceğini bilerek uyanık olmalıyız. Tarihi tekerrür ettireceksek eğer, güzel günlerdeki lider ve muhteşem imparatorluklarımızla tekerrür ettirmeliyiz.
Yukarıdaki nasihatleri yerine getirsek millet olarak bugün yaşadığımız sıkıntıların ne kadarından kurtuluruz acaba? Bir düşünelim.
Muhabbetle
Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim













Facebook
Google
Yahoo
Digg
Del.icio.us
Twitter
MySpace





